Yılbaşı Gecesi Filmi

.

Yılbaşında salonlara gidecek olan izleyicilere güzel anlar geçirmek gibi gaye edinen Yılbaşı Gecesi filmi vizyona girmesine kısa bir süre kalan işin mutfağında yaşananları deşifre etti.
“New Year’s Eve/Yılbaşı Gecesi”nin çekimleri 31 Aralık 2010’da Times Meydanı’nda başladı. Meydan’ın 106 yıllık tarihinde ilk defa bir filmde geceyarısı canlı olarak görüntülendi. “Sahneyi platoda yeniden yaratmak yerine, gerçeğini çekmeyi tercih ettik” diyen Mike Karz, bunun nasıl bir şey olduğunu şöyle aktarıyor: “Orada bir milyon insan, binlerce polis var; caddeler kapatılmış; havanın nasıl olacağını asla bilemiyorsunuz; etrafta televizyon programlarının ve haber kanallarının ekipleri çalışıyor ve şehir tüm dünyada canlı olarak izleniyor. Bunları saymazsak orada çekim yapmak çantada keklikti”.
Marshall’ın uzun zamandır görüntü yönetmenliğini yapan Charles Minsky ise şunları ekliyor: “Uzun zamandır yaptığım en heyecanlı işti. On iki adet yüksek çözünürlüklü Alexa kamerasıyla çekim yaptık. Vinçlerde ve çatılarda kameralarımız vardı: Üç tane sahnede ve bir tane de yolun aşağısında, sekiz saat boyunca çekim yaptığımız yerde kameramız vardı. Muhteşemdi”.Yapımcılar çekimi koordine etmek için New York şehri belediyesiyle ve polis teşkilatıyla, ayrıca, topun düşüşünü organize eden Times Meydanı İttifakı’yla ve Countdown Entertainment şirketiyle birlikte çalıştı. Bunların yanı sıra, 550 kiloluk Waterford kristal küresini ve üzerindeki 3.500’ü aşkın lambayı kontrol eden Anthony Calvano Landmark Signs & Electrical’dan da yardım alındı. Ortaya çıkan sonuç, 40 saatlik ham görüntüydü ve bunun içinde yakın çekimler için 2012 kıyafetleri içindeki kalabalık figüran grubunun kurgulanmış anları da vardı.
Yılbaşını daha önce tartışmasız en önemli merkezde hiç kutlamamış olan Wayne Rice için, Yılbaşı gecesinde Times Meydanı’nda olmak tasvir edilmesi zor bir deneyimdi. “Televizyonlar kesinlikle bu deneyimin hakkını vermiyorlar. Siz o insan selinin içine karışmışken, konfeti yağmuru yağıyor ve Sinatra’nın ‘New York, New York’u duyulurken bir milyon insan da ona eşlik ediyor. Olağanüstü heyecan veren bir deneyim” diyor aktör.
Ama bu sadece başlangıçtı. Şubat ayında oraya geri dönüp alanı oyuncularla birlikte iki haftalık bir çekim için hazır hâle getirdiler ve 45. caddeyle Broadway’in köşesine sahneyi yeniden inşa ettiler. Arıza yapan topa odaklanan çekimler Times Meydanı’yla kesişen bir binanın tepesinden yapıldı.
Kullanılan diğer gerçek mekanlar arasında Rockefeller Center’ın Radio City Music Hall’u, neo-gotik tarzdaki New York Life Binası ve Chelsea Pazarı bulunuyordu. Bunların yanı sıra, “New Year’s Eve/Yılbaşı Gecesi” ekibi Lincoln Center’ın kısa süre önce restore edilmiş Alice Tully Hall’unda çekim yapan ilk ekipti. Sinemaseverler, ayrıca, bu filmle Queens Müzesi’nin içine de göz atabilecekler. Yapım tasarımcısı Mark Friedberg burayı “1964 Dünya Fuarı için inşa edilmiş, şehrin en inanılmaz mücevherlerinden biri” olarak tanımlıyor.
Filmin büyük galasını oluşturan, Jensen’ın kaybettiği kadını geri kazanmak için kahramanca çaba gösterdiği sahne için, Friedberg, Brooklyn Müzesi’nin Güzel Sanatlar Salonu’nu dekore etti. “Busby Berkeley tarzı bir sahnesi olan, sofistike ama avangard bir yer. Biz orada ışıklandırılmış bir orman yaratmak istediğimiz için ağaçlar getirdik, ve tavandan yüzlerce Japon lambası sarkıttık” diyor tasarımcı. Müzenin yüksek ve açık tavanları, görüntü yönetmeni Minsky’nin ışıklandırma teçhizatı asabilmesi için uygun bir yapıya sahip olmadığından, o ve Friedberg ışıklandırmayı doğrudan parti dekorunun bir parçası hâline getirdiler ve böylece ışıklandırmanın sihirli etkisini daha da pekiştirdiler.
Friedberg’in ekibi ayrıca bir depoyu da Bali setine dönüştürdü ve platoya bir yük asansörü inşa etti.
Geniş oyuncu kadrosunun programlarını koordine etmenin yanı sıra, yapımcıların en büyük zorluk olarak gördükleri şey soğuk havaydı çünkü şehrin onlarca yıldır gördüğü en sert kışta dış mekan çekimlerinde hile yapmadılar. Marshall tipik espri anlayışıyla, “Hava şartları öpüşmeye engel oldu. Öpüşmek için eğildiğinizde ağzınızdan buğu çıkınca, sanki Londra sisi içinde gibi oluyor ve kızın yüzünü göremiyordunuz. Yine de tüm oyuncularım birer savaşçıydı. Kalın paltoları ve şapkalarıyla bekleyip, sahneleri geldiğinde üstlerindekileri çıkartıp altı yedi kayıt yapıyorlardı ve donmuş bir halde tekrar palto ve şapkalarını giyiyorlardı. Kimsenin şikayet ettiğini duymadım” diyor.
2008 NBC yapımı “New Year’s Eve with Carson Daly”de de Times Meydanı’nda çekimi olan Chris “Ludacris” Bridges için her şey bir déjà vu gibiydi. Aktör bu konuda, “Hava buz gibiydi. Ama yüreğiniz sıcaksa, soğuğa dayanırsınız” diyor.

“Bana Birazcık İnancın Olsun”

Akılda kalan bir müzik olmaksızın Yılbaşı partisi olmayacağı için, izleyiciler Times Meydanı sahnesinde Jensen rolündeki Jon Bon Jovi’nin Otis Redding’e ait “I Can’t Turn You Loose” şarkısını seslendirişine tanık olacaklar. Maskeli balonun daha samimi ortamında ise Bon Jovi, John Hiatt’ın “Have A Little Faith in Me”sini seslendirecek.
Grammy ödüllü müzik prodüktörü Don Was her iki şarkının yapımını da Jon’la birlikte gerçekleştirdi. Bon Jovi’nin bu şarkıları konserde seslendirişini esas alarak, “Şarkıları Jon’un yapacaklarına göre şekillendirdik ve sonra da Garry Marshall’la birlikte stüdyoya girerek performansları film için ihtiyaç duydukları hâle getirdik” diyor Don Was.
Ayrıca, Lea Michele de “Glee”nin müzik prodüktörü Adam Anders’ın yapımcılığını gerçekleştirdiği Yılbaşı klasiği “Auld Lang Syne”le sarsıcı bir performans sergiliyor.
Rice şarkı seçiminde Bon Jovi’nin yapımcılarla birlikte nasıl çalıştığına ilişkin olarak, “Jon filmdeki hikayesinin temasına uygun, aşktan, iyimserlikten, yoluna devam etmekten söz eden bazı şarkılarla geldi. Bunlar Yılbaşı gecesiyle bağdaştıracağımız şeylerdi” diyor
Karz ise, “Garry izleyicilere eğlenceli, tatmin edici bir deneyim yaşatmak istiyor ve bu değerlere hizmet eden temalara ve hikayelere ağırlık veriyor. İnsanların sinemaya gittikleri zaman hayata bir mola vermeyi ve mutlu son görmeyi hak ettiklerine yürekten inanıyor” diyor.
“Size ne derlerse desinler, Yılbaşı gecesi umutla ilgilidir. Pek çok insan geceyarısında kimi öpecekleri, en iyi partinin nerede olacağı gibi şeyler düşünür. Diğerlerinin ise başka kaygıları vardır. Belki de hayatları çok yolunda gitmiyordur. Planlar yaparsınız ve bazen bunlar suya düşer. Filmde ele aldığımız konulardan bazıları bunlar” diyen yönetmen, sözlerini şöyle noktalıyor: “Gerçek şu ki, Yılbaşı gecesi dünyanın dört bir yanındaki çok sayıda insan için bir şey ifade ediyor ve geriye sayımı izlemek herkesin paylaştığı bir an. Yılbaşının bu yönünü seviyorum”.

Yusuf

SineMâbed'in kurucu editörü. Mayıs 2008'den bu yana site için ırgatlık yapmakta. Sevdiği birtakım yönetmenlerin olduğu gelen bilgiler arasında.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.