Uzun Hikaye (2012)

.

Aurelius Augustinius yaklaşık 1600 yıl önce “Şurada burada güçlü adımlarla dolaşmaktansa, doğru yolda sekerek yürümek iyidir.” demiş. Bulgaryalı Ali de sanki bu sözün ışığında her gittiği yerde sekerek yürümüş. Arkasında anılar ve kalıcı izler bırakarak…
Eşi ve çocuğuyla beraber gittiği yerlerde tutunamayan , hayatını doğruluk memurluğu üzerine inşa etmiş bir adamın hikayesi bu.

Çevresindeki yanlışlıklara boyun eğmeyen bu adam hak ve adaletin simgesi Astrea’nın yıllar önce yarım bıraktığı görevi devralmışcasına gittiği her yerde hak ve adaletin gayrıresmi savunucusu rolünü üstlenir. Bundandır ki Ali hafızalarda yer eder. Onu , seven tam sever , kalanları da nefret eder. Vardığı kasabalara namı ondan erken ulaşır. Sosyalist Ali her geçtiği yerde bazen bir iz , bazen de kendinden bir parça bırakır. Her yeni başlangıcı birbirinin aynısı gibidir ama süreç en çok oğlu Mustafa’yı değiştirecektir.

Osman Sınav’ın sinemada şimdiye kadar bana hitap eden bir filmine rastgelmemiştim. Yalan yok , bu filme de büyük bir ön yargıyla girdim. Tuğçe Kazaz’ın oynaması ve filmin süresi hakkında ciddi endişelerim vardı ancak Osman Sınav Mustafa Kutlu’nun kitabını sinemaya gerçekten başarılı bir şekilde uyarlamış.

Aslında çok da adetim değildir burada film ekibine detaylı güzellemeler yapmak ama ortada muazzam bir çalışma var. Hem Osman Sınav’ın hem de Kenan İmirzalıoğlu’nun sinema kariyerlerinin “şimdilik” en iyi işleri olduğunu söylemek mümkün. Aynı şekilde Mustafa karakterinin çocukluk , ergenlik ve delikanlılık dönemlerini canlandıran Taha Yusuf Tan , Batuhan Karacakaya ve Ushan Çakır ( hala ayarım bu adama ama yiğidi öldür hakkını yeme demişler ) da başarılı performanslarıyla filme ciddi anlamda katkıda bulunuyorlar.

Film 126 dakika olmasına rağmen hikayenin sürekli kendini yenilemesi , mekan ve karakter değişiklikleri filmi canlı tutuyor. Ushan Çakır’ın dış ses olarak da görevinin hakkını vermiş gözüküyor.

.

Tüm bu parametreler ışığında orta direk bir ailede büyümüş şimdilerin gençleri ve genç yetişkinleri olan her bireyin filmi izlerken burnunun direğini sızlamaması mümkün değil. Ağlatma eşiği baz alınırsa bir Babam ve Oğlum değil ama iman tahtanıza yoğun bir yüklenme hissedeceğinizden emin olabilirsiniz.

Bu kadar güzelliğin yanına çıban tadında naçizane eleştirilerim de olacak. Balon sahnesindeki görsel efektler biraz zayıf kalmış. Müzik kullanımı zaman zaman aşırıya kaçmış öyle ki yönetmen seyirciyi ağlatmak için baskı altına alıyormuş hissiyatı veriyor. İmirzalıoğlu’nun canlandırdığı Ali karakterinin kullandığı gözlüğün beyazperdede yeşil şekilde parlaması aklıma o tarihlerde gözlük camlarına şimdiki gibi filtre koyuyorlar mı şeklinde gereksiz soruyu getirdi. Yine de bu ufak ayrıntıların film esnasında keyfinizi kaçırmasına olanak yok.

Sözün özü diyelim ve noktayı koyalım. Uzun Hikaye son dönemlerin en başarılı Türk filmlerinden biri. Aynı zamanda uzun zamandır böyle başarılı dönem filmi de izlediğimi hatırlamıyorum. 12 Ekim’de vizyona giren filmi sinemada görmenizi tavsiye ederim. Zira 2012’nin en çok gişe yapan yerli filmi olacağına kuşkum yok. Bu da DVD’sinin çıkma süresini oldukça uzatır. İzleyen arkadaşlarınızın gazabını düşünün derim !

IMDB Sayfası

Yusuf

SineMâbed'in kurucu editörü. Mayıs 2008'den bu yana site için ırgatlık yapmakta. Sevdiği birtakım yönetmenlerin olduğu gelen bilgiler arasında.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.