To Each Her Own/Herkesin Yolu Kendine (2009)

.

Küçüklüğünden beri kızlara ilgi duymasına rağmen bir şekilde bu yönünü bastıran Jessica liseden arkadaşı olan Trevor ile evlenmiştir.
Web tasarımcılığı yapan çiftimiz görünürde mutludur. Jessica gençtir, güzeldir. Trevor yakışıklıdır, oldukça anlayışlıdır ve sonradan öğreneceğimiz kadarıyla da oldukça geniş bir abimizdir. Aynı zamanda yoğun bir şekilde baba olma isteği duymaktadır.
Tüm bunlardan bağımsız olarak Casey, eşcinselliğini hiçbir zaman gizlememiş, çevresine kendisini bu şekilde kabul ettirmiş, önüne gelen kadınla tek gecelik ilişkiler yaşayan, kukusunun derdinde bir kadındır.

.

Günün birinde Jess ile Casey karşılaşırlar ve ilk görüşte birbirlerinden etkilenirler. Birbirlerine randevular vermeye başlayan çiftimiz gün geçtikçe daha da çok bağlanırlar. Jess, Casey ile vakit geçirmek uğruna kocasına durmadan yalan söylemektedir. Casey ise tek gecelik ilişkileri bırakmış, Jess ile düzenli bir yaşama adım atmıştır. Fakat bu ona yetmemektedir. Jess’ten daha fazlasını istemektedir. Oldukça zayıf bir karaktere sahip olan Jess, Casey’nin tüm isteklerini karşılayabilecek yapıda birisi değildir.
“Ne şiş yansın ne kebap” mantığıyla hareket ederek hem emmeye hem de gömmeye gelen bir kadın Jess. Kocası Trevor’ı seviyor ama Casey’den de fena halde hoşlanıyor. Annesinin küçükken empoze ettiği homofobik düşüncelerle cebelleşiyor ama Casey’le hayvan gibi sevişmekten de geri duramıyor. Tüm vaktini Casey’le birlikte geçirmek istiyor ama akşam eve gidip çocuk yapma alıştırmalarına devam etmesi gereken bir kocası var.

.

!f kataloğunda Heather Tobin’in okuldan onur derecesiyle mezun olduğu yazıyor ama bu filmin benim yaptığım dandik kısa filmlerden pek bir farkı yok. Bunun işkence süresi 100 dakika, benimkiler 17’yi geçmiyor. Benim filmlerin de görüntüleri bok gibi, bunun da. Benim filmlerde de diyaloglar berbat, bunda da. Ben daha az müzik kullanırım, Tobin daha çok kullanmış ki bu filmin eksi hanesine atılacak onlarca çentikten birisidir. Karakterlerin yaşadığı her duygu durumuna dayamışlar müziği. Ne buldularsa abanmışlar anasını satayım! Karakterler konuşuyorlar; müzik çalıyor. Karakterler birbirlerine gülümsüyorlar; müzik çalıyor. Öpüşmeye başlıyorlar; müzik çalıyor. Casey “Merhaba anne!” diyor; müzik çalıyor. Jess ışığı yakıyor; müzik çalıyor. Trevor “Neredeydin?” diyor; müzik çalıyor. Araba gidiyor; müzik çalıyor. Kedi miyavlıyor; müzik çalıyor.

.

Ne biçim filmdi bu be?! 100 dakika bitmedi gitti, sündü de sündü! Bir yerden sonra melodrama kaymaya başladı ki iyice saçmalamaya başladı. Feeling Minnesota’dan bu yana izlediğim en berbat film. Hatta ondan bile kötü! Heater Tobin eşcinselliğin çok sıradan bir şey olduğunu ve bunu kabullenmemiz için bazı tashih işlemlerinden geçmemiz gerektiğini anlatan kötü ve garip bir senaryoyu oldukça kötü bir şekilde filme aktarmış. Çok kötü karakterler yazmış, çok kötü kadrajlar tutturmuş, çok kötü renkler elde etmiş ve oyuncuları çok kötü yönetmiş. Tüm bunlar sebebiyle de ortaya izleyip izleyebileceğiniz en berbat filmlerden birisi çıkmış… Hele o Trevor karakteri neydi öyle! O ne vizyonu ve midesi genişlilik?! Nasıl bir ailde, nasıl bir coğrafyada yetişmiş ve nasıl bir kültür almış? Adamın başından geçenler Türkiye’deki ortalama bir erkeğin başına gelse sağlam bir seri katil kazanmış olurduk kesinlikle.


Resmi Web Sitesi
IMDB Sayfası
Fragman

Akın

Wes Anderson, Gus Van Sant sevdiği yönetmenlerden birkaçı...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.