Oranges and Sunshine (2010)

.

Geçmişin ne kadar bulanıksa geleceğin de o kadar bulanıktır. Sahip oldukların bir anlam ifade etmez. Çünkü sen geçmişte olanlarla yaşarsın.

Sosyal Hizmetler’de çalışan Margaret zamanını destek gruplarıyla geçirmekte ve onların içinde bulundukları problemleri atlatmalarına yardımcı olmaktadır.Yine o rutin gecenin sonunda yanına bir bayan yanaşır ve seneler öncesi çocuk yaşta Avustralya’ya zorla göç ettirildiğini ve annesini bulmak istediğini söyler. Margaret bu iddiaya ilk başta aldırış etmez ancak kadının bitap görüntüsü söylediklerini doğrular niteliktedir. Bu konu hakkında araştırmaya başlayan Margaret destek grubundan bir bayanın kardeşinin de aynı durumda olduğunu öğrenince araştırmalarını derinleştirir. Eski belgeleri eşeledikçe sayıların 100.000’leri bulduğuna tanıklık eder.

Karakteri Margaret’ın peşini bırakmaz ve kendinden annesini bulması için yardım isteyen herkese el uzatır. Her el hüzünlü bir hikayeyi ve tamamlanmamış anıları içinde barındırmaktadır.

.

Emily Watson ve Hugo Weaving gibi usta oyuncuların başrollerinde olduğu film yaklaşık 100 yıllık bir süreç içerisinde İngiltere’deki yetimlerin organize bir şekilde Avustralya’ya göç ettirilmesinden sonra gerçek kimliklerini yeniden arayışlarını anlatıyor. Filmde geçen hikaye tamamen gerçek. Bunun bilincinde olarak izlemek de insanı oldukça derinden etkiliyor.

İngilizlerin Avustralya’daki hakimiyetlerini devam ettirmek adına kendine ait yüzbinlerce çocuğu yapayalnız bilinmeyen topraklara sürgün edişini öğrenmek de aslında kimi zaman bize “barbar” diyen bu ulusların ne kadar vicdansız ve ne kadar da iki yüzlü olduklarını görmemizi sağlıyor. Böyle bir skandalın kalibresi oldukça büyük olmasına rağmen bu film olmasa muhtemelen dünya bu olaydan bihaber olacaktı. Film hakkında emeği geçen herkese ne kadar teşekkür etsek azdır.

Filmin duygusal tarafını atlayıp eleştiri kısmına geldiğimizde aslında söylenecek çok fazla birşey yok. Emily Watson önderliğinde müthiş bir oyunculuk performansı var. Öyle ki olayın gerçekliği muhteşem oyunculuklarla birleştiğinde bir anda belgesel izliyormuş izlenimine de kapılabiliyorsunuz. Gerçek hikayelere dayanan filmler genelde insanları etkilemek ve duygu sömürüsü amacıyla çekilir ancak bu filmin hiçbir noktasında bunu hissetmiyorsunuz. Sık sık duygu patlamalarına sahne olsa da samimi bir film. Ki dram filmlerinde oldukça önemli bir unsurdur.

Sözün filmi şiddetle tavsiye ederim. Özellikle acıklı ve gerçek hikayeleri sevenlere…

IMDB Sayfası

Yusuf

SineMâbed'in kurucu editörü. Mayıs 2008'den bu yana site için ırgatlık yapmakta. Sevdiği birtakım yönetmenlerin olduğu gelen bilgiler arasında.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.