Nokta (2009)

.

Derviş Zaim,son filmi Nokta ile, yerel köklerimizden aldığı ilhamın çevresinde yapılandırdığı sinemasal anlayışını devam ettiriyor.Bilindiği gibi,bir önceki işi ve hatta Nokta’nın da dahil olduğu bir üçlemenin ilk halkası akkadikoy olan filmi Cenneti Beklerken’de minyatür sanatı üzerinde durmuş,bu sanatın sinemayı nasıl şekillendirebileceği üzerine kafa yormuştu.Hatta daha da önceden,Filler Ve Çimen’de bu kez ebru sanatı üzerinde durduğunu belirtmek gerek.Bu kez ise ilgilendiği,hat sanatı…

.

Zaim,filmini Moğollar’ın Anadolu işgali sırasında bir hattat ile çırağı arasında geçen,film ilerledikçe daha iyi anlayacağımız,sembolik anlamlar içeren bir sahneyle açıyor ve daha sonra bu kez günümüzde,yine aynı coğrafyada geçen,hat sanatının bir şekilde işin içine dahil olduğu bir suç öyküsüne götürüyor bizi. Mehmet Ali Nuroğlu’nun oynadığı Ahmet karakteri,yakın bir arkadaşı aracılığıyla bir Kur’an hırsızlığı işine bulaşıyor.Sonrasında ise bu iş onu hiç de istemediği bir noktaya sürüklemeye başlıyor…

Hat sanatının film üzerindeki en belirgin etki biçimlerinden biri,filmin aynı coğrafyada(Tuz Gölü) geçen,bir tek plandan oluşuyor olması.Zaim,filmde hat sanatından aldığı ilhamı bu şekilde kullanmış.Tuz Gölü’nün uçsuz bucaksız hissi veren yapısının ve bembeyaz görünüşünün,temelde bir kara film öyküsü biçiminde gelişen hikayenin anlatım biçimine katkısı yadsınamaz.Zaim,bu tek planlı anlatım modelinde geçişlerde ise genelde gökyüzü görüntüsü kullanmayı tercih etmiş.Tabii bunun da filmin maneviyat yüklü anlatım biçimine katkısından sözedilebilir…

.

Nokta,temel anlamıyla geçmişte suça bulaşan bir adamın vicdan azabı duyması ve bundan kurtulma çabası içerisinde hareket etmesi sonucunda, geçmişindeki olayla ilgili diğer insanlar tarafından köşeye sıkıştırılmasını anlatıyor.Bu anlamda,açılış sekansı da düşünülürse bir geçmiş-günümüz karşılaştırması bağlamında hareket ediyor yönetmen.Ahlakçılık sularına hiç yanaşmadan, geçmişte uğrunda mücadele verilen bazı değerlerin bugün,günlük yaşam içinde aldığı yerleri gösteriyor.Büyük laflar edip,ağıtvari bir şablon çizmeden yapmayı başarıyor bunu.Filmde özellikle vurgulana bir diğer şey ise, vicdan kavramı.Ahmet karakterinin, hem kendini çok zor durumlar içine sokmak pahasına da olsa sadece vicdan azabından kurtulabilmek için sırlarını ilgili kişilere anlatma çabasını gösterdiği bölümlerle hem de son bölümde kaçabilecekken, babasına kendini gitmek istediği yere bıraktırdığı, hafif akıldan yaya bir çocuğa yardım etme çabasını gördüğümüz sahne aracılığıyla bir noktada ‘vicdan olduğu sürece umut kaybolmaz’ noktasına getiriyor günümüz insanıyla ilgili düşüncelerini.Hatta vicdanın hiçbir şekilde kaybolamayacak kadar insani bir duygu olabileceği üzerinde duruyor.Sadece dünyanın fani değerlerinin fazlasıyla ön plana çıktığı günümüzün yaşamları içerisinde, insanın ‘vicdan’ kavramını tekrar hatırlayabilmesi için birtakım felaketler silsilesinin içerisinde kalmış olmasının gerekebildiğinden dem vuruyor…

Sonuç olarak Nokta, bana göre hem son derece anlamlı ve büyük bir sinema duygusu içeren deneyselliğiyle hem de Derviş Zaim’in her zamanki bilindik,kendisini sanat sineması – ticari sinema gibi yapay ayrımlara kaptırmadığı,başka bir deyişle kendisini hiç kasmadığı anlatım modeliyle izlemeye fazlasıyla değer…

Filmin Notu : 3 / 4

IMDB Sayfası
Fragman

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir