My Son , My Son, What Have Ye Done/Benim Güzel Oğlum, Ne Yaptın Sen ? (2009)

.

Uzun zamandır bir filmin fragmanını izlemeden filmi izlediğime pişman oldum.Benim Güzel Oğlum Ne Yaptın Sen filminin prodüktörü David Lynch ve yönetmeni Werner Herzog olunca aslında olağan karşılamam gerekiyor içinde bulunduğum durumu.
My Son , My Son, What Have Ye Done filmi başton sona Brad McCullum adında annesiyle yaşayan , annesini kırmamak adına hayatına yön veremeyen , annesini ayak bağı olarak gören fakat bu ayak bağını bir türlü çözemeyen bir yetişkin çocuğun etrafında gelişmektedir.Brad’in yaşadığı çevre , soluduğu havanın fazlasıyla dar geldiği bir yerde beynine ağır ağır vuran balyoz darbeleri Peru’ya rafting için gittiğinde son vuruşu yapar.Rafting yapmaktan vazgeçip arkadaşlarını satan Brad o anda Müslüman olduğunu ve kendisine Faruk diye hitap edilmesini söyler.Döndüğünde ise akıl sağlığı iyice kaybolur ve annesini öldürür.Olay yerine gelen polisler bu saatten sonra iki tane rehinesinin olduğunu söyleyen Brad’i ikna etmeye çalışacaklardır.

.

Film hakkında çemkireceğim o kadar çok şey var ki aslında nereden başlasam bilemiyorum.Bir kere hikayeyi anlatış tarzı ve kurgusu berbat.Yönetmen bunu bilerek de yapmış olabilir fakat içeride rehin aldığı kişileri bilmenizden tutun , Peru macerası gibi onu bu kadar değiştiren bir olayı filmin finaline vurmamasına ve bu sebepten dolayı önemli sahnesinin bir cazibesinin kalmamasına kadar , Willem Dafoe ve Michael Pena gibi önemli oyuncuları süs bitkisi niyetine seçmesinin aksine Michael Shannon ve Grace Zabriskie’nin oyunculukta döktürmesine kadar hepsi muhtemelen yönetmenin bilerek isteyerek yaptığı şeylerdir.
Ancak bana göre hiç kimse izlediklerinden yönetmenin kafasındaki çıkarıma , sonuca yada mesaja (her neyse) ulaşabileceğini sanmıyorum.Ver sessizliği sanat filmi olsun , boz senaryoyu millet puzzle gibi çözsün mantalitesindeki filmlerin bile kendi içinde bir dengesi vardır.İzlerken sıksa bile almak istediğiniz mesajı alır yada bulmacayı 2.-3. kere çözebilirsiniz.Ancak Werner Herzog ne yapmaya çalışmış anlamadım.Filmin mesajı belli tamam da bu kadar kötü anlatılmaz ki yahu ! İnternette yorumlara bakıyorum filmle ilgili.Çok sevenler falan var yani.Ben bizim milleti anlamıyorum.Hatta şöyle bir teorim var.Bizim milletin David Lynch’i sevmelerinin sebebi çoğunluğun filmlerinden bi bok anlamamaları.Bu film de Lynch’in kanatları altında çekildiği için belki de bu kadar çok pohpohlandı kim bilri ?

Dipnot:Michael Shannon ya çok büyük bir oyuncu yada deli rollerini iyi kotarıyor.(bkz.Revolutionary Road)Şu anda bunun pek ayrımını yapabildiğimi söyleyemem.


IMDB Sayfası
Fragman

Yusuf

SineMâbed'in kurucu editörü. Mayıs 2008'den bu yana site için ırgatlık yapmakta. Sevdiği birtakım yönetmenlerin olduğu gelen bilgiler arasında.

0 Replies to “My Son , My Son, What Have Ye Done/Benim Güzel Oğlum, Ne Yaptın Sen ? (2009)

  1. Hayli sert bir yorum olmuş bence bir Lynch ve Herzogsever olarak.:))

    Bence, her filmden ille de bir sonuç ya da mesaj çıkarma çabası. Şunu çok güzel anlatmış bunu anlatamamış deme düşüncesi çok yanlış. Filmi izledim ve bana göre pek çok şeyi anlatıyordu. Muhtemelen Herzog’a göre de…

    Ayrıca bana göre bir filmi anlamayıp sevmeyince, sevdiğini söyleyen insanları ‘anlamadıkları için seviyorlar ‘ diye etiketlemek, bir filmi anlamadan sevdiğini söylemekten daha sakıncalı bir durum:)) Yazı da film analizinden ziyade ‘zor filmleri sevenleri ve zor filmlerin yönetmenlerini yargılama ve hor görme’ temalı bir yazı olmuş. Sevmedim bu yazıyı Yusuf’çum:)

    Filme gelince, çok sevdiğim Herzog filmlerinden biri olamamakla birlikte, içerdiği kasıtlı teatrallik ve izleyiciye istediği ve beklediği katarsisi yaşatmamasıyla takdirimi topladı. Zorlu denemelere açık olmayan, ‘ben sinema deyince ilk aklıma gelen şablondaki filmlerden izlemek istiyorum, hikaye anlatsın, başı sonu belli olsun’ diyen izleyicilere de kesinlikle uzak durmalarını tavsiye ederim haddim olmayarak:)) Yoksa hayal kırıklığı olacaktır sonuç…

  2. Bence bir filmin kağıt üzerine yazılı bir senaryosu varsa ister istemez mesajı oluyor ki bu filmin de mesajı var yani.(Amacı mesaj vermek de olmayabilir ama yine de bir mesajı var)

    Anlamadıkları için seviyorlar kısmında aslında sen benim ne demek istediğimi anladığını düşünüyorum.Bizde yaygın bir özelliktir bu aslında bu Herzog ile Lynch ile de ilgili değildir.
    Taratino’nun bir tane filmini Haneke’nin bir tane filmini vs vs izleyerek alıcılarını kapatıyorlar.Aslında yanlış bir cümle olmuş benimkisi.”Anlamadıkları için seviyorlar” yerine kayıtsız şartsız seviyorlar daha doğru olurdu ama konu Lynch olunca haklılık payımın olduğunu düşünüyorum.

    Ben sinemada her türlü yeniliğe açığım eğer beni kastederek söylediysen onu belirteyim. 🙂
    Yıllardır farklı ülkelerden farklı dillerden farklı yönetmenlerin filmlerini izlerim.Ha hepsini burada paylaşmadım yada izlediğim zamanlarda burası yoktu. 🙂

    Konu sadece anlamamak da değil seyirciye hikayedeki insanların aralarında gelişen olaylarla ilgili hiçbirşey hissetiremedi ki.Oyunculuk anlamında fazlaca bireyselleştiler.Bazıları sıradanlaştı bazıları çok uç noktalardı ama hiçbiri belli bir ahengi oluşturamadı.Bu yüzden ortak bir duygu veremediklerinden dolayı da çatışmaların ve beklediğimiz katarsisin oluşmaması da gayet normal ama bu şöyle birşey midir:Ben size duygu verecek gibi gösterdim ama siz avcunuzu yaladınız.
    Ben filmi izledikten sonra hayatımdan boş yere bir süreden feragat ettiğimi düşündüm.Başkası da istediğini düşünebilir.Çok da sevebilir.Ama ben kesinlikle beğenmedim ve senin de söylediğine kısmen katılarak uzak durmalarını tavsiye ediyorum. 🙂

  3. Aslında bu film özelinde söylenebilecek çok şey var ama uzadıkça uzar. Belki bu filmle ilgili yazacağım bir yazıda anlatırım düşüncelerimi…

    Onun dışında bu filmi ben de öyle fazla beğenmedim orada da bir sorun yok. Ancak film zaten öyle beğendim ya da beğenmedim deyip geçilebilecek bir film de değil. Mesaj konusunda ise ben öyle düşünmüyorum

    Yeniliklere açıklık konusunda kastım sen değildin. Sadece sen bile filmden böylesine nefret etmişken, sıradan ara sıra film izleyen herhangi biri bu filmi tercih ederse hayal kırıklığı yaşayabilir. Film yazılarımda da arada yaparım bu uyarıyı bilirsin. Aşağılayıcı birşey olarak değil. Sonuçta sevmeyecekleri bir filmi boşuna izlememeleri için. Bizim için zaten öyle bir sorun yok diye düşünüyorum. Şahsen hemen her filmi izliyorum, senin de pekçok tipte film izlediğini az çok biliyorum…

    Gerçi sen boşa geçmiş süre falan demişsin, demek ki biraz ayrılıyoruz orda da. Çünkü ben hiçbir filmle ilgili böyle birşey hissetmedim bugüne dek.

    Yeniliğe açıklık kısmında farklı ülke farklı dilden, çok anlatım biçimini kastetmiştim. Yazıda belirttiğin şekliyle, hele seni tanımayan biri, farklı anlatımı olan filmleri toptan çöpe attığını düşünebilir. Hatta sonda şakayla beğenmedim bu yazıyı derken onu kastetmiştim. Yazıya yönelik ufak bir eleştiriydi o, yoksa senin film zevkine değil tabiki:)

    Onun dışında çevremden de gözlemlediğim şu: Çok fazla film izlediği halde pek çok insan, düz hikaye anlatan bir yandan da sanatsal dokusu olan filmleri çok severken, anlatımsal olarak film yapıbozuma gidiyorsa beğenme oranları hemen düşüyor. Yani lafta öyle oluyor ama film biter bitmez ortaya bir boşluk duygusu çıkıyorsa, orda kendini zorlamak, gerekirse filmi yeniden izlemek, düşünmek,okumak, sinema kültüründeki eksiklikleri düzeltmek yerine hemen yönetmeni suçlamayı seçiyor. Çok film izleyen herkes söze gelince değişik şeyleri severim diyor ama uygulamada böyle olmuyor. Sinema kültürü geniş insanlar da bile olay böyleyse normal izleyici ne desin bu filmlere? Yazıyı görünce bunlar aklıma geldi. Yeniliğe açıklık konusu dediğim buydu ve sana yönelik birşey değildi. Zaten kimsenin zevklerini yargılayacak konumda değilim. Filmleri bile bir yargıç gibi yargılayan direkt iyi,kötü,anlamsız gibi görüş bildiren yazıları hiç sevmezken, bunu hiç yapmam zaten. Bilirsin, açık sözlüyümdür ve yazıyı görür görmez aklımdan geçenleri paylaşmak istedim. Blogların amacının biraz da bu olduğunu düşünüyorum. Yoksa ters birşeyler yazmak gibi bir niyetle yazmadım o satırları:)

  4. Yazı biraz ağır düştü ben de farkındayım aslında hatta diğer yazılarıma bakmayanlar beni farklı ve çetrefilli filmler düşmanı zannedip yanlış bir algıya kapılabilir ama blogger olmak ile eleştirmen olmak arasında ayrılan nokta da sanırım biraz burası.Okuyucudan çok kişisel tatmin söz konusu olduğundan dışarıdan bakıldığında çok ayarsız yazıları bile gönderiveriyorsun.
    Doldurduk burayı vallahi Ferit 🙂 Senin eleştirilerini seviyorum.Bazen ağızdan dökülemeyenleri senin yazılarda akıp giderken görebiliyorum.My Son My Son What Have Ye Done’ı bir de senin yorumunla okumak isterim en kısa zamanda. 😉

  5. Aslında bu konuda da sen haklısın sanırım. Dediğin çok doğru. Okuyucudan önce kişisel tatmin. Öncelikli amaç ‘bir sürü farklı görüşten kişi okusun’ değil ‘yazayım, içimi dökeyim, rahatlayayım’. Bu amatör ruhu çok seviyorum ama ben sanırım yıllar geçtikçe ve her yıl sayısı yüzlerle ölçülen miktarda film izledikçe o ilk amatör bakışı kaybediyorum. Artık istesem de öyle olmuyor galiba artık…

    Teşekkür ederim, ben de seni keyifle okuyorum. Hakikaten iyice doldu burası, son olsun bu:))

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.