Killer Elite ve Filmlerin PR Çalışmaları

.

Başarılı bir filmin başarısını gişede pekiştirmesi kendiliğinden gelen bir şey değildir.Sinema endüstrisinin git gide büyümesi ve çıtanın yıllar
önceye göre epey yukarı çekildiğini düşünürsek aslında iyi bir filmin tek başına yetmemesi gayet olağan bir durum.
Klasikler arasına girmiş birçok filmin gişede çuvalladığını,tam aksi olanını düşünürsek de rezalet işlerin iyi PR çalışması ile sinemalarda oldukça iyi işler çıkardığını görüyoruz.Evet bu durum aslında bu denli basit.Sil Baştan gibi bir modern zaman klasiğinin ülkemizde vizyona dahi girmediğini,yakında ödüllerinden kule yapacak olan Nuri Bilge Ceylan’ın filmlerinin gişede çuvalladığını,Hababam Sınıfı efsanesinin daha yavanını ülkede milyonlarca kişinin izlediğini biliyorsanız ve bu durumlardan rahatsızsanız PR çalışmalarından en az etkilenecek kişilerdensiniz.Fakat işin kötü tarafı sayınız yeterli değil.
İnternetin kullanım alanı genişledikçe insanlar daha fazla film izlemeye ve daha çok tüketmeye başladı.Bunu söylemek ne kadar kötü olsa da aslında korsan film izlemek insanların film kültürünü artırdı.Daha önce film satın almak yada kiralamak her zaman yapılamayacak bir şey iken şimdi her şey sağ işaret parmanızın ucunda.
Tüm bu değişiklikler yapımcı ve dağıtımcı şirketleri de etkiledi ve onlar da gelişen duruma göre gard almaya başladılar.Bazıları sosyal medyayı yakalamaya çalışarak internet kullanıcılarını davetiyeler,basın gösterimleri,hediyeler gibi pekiştireçlerle kendi yanlarına çekti ve bazıları da hala geleneksel yöntemleri (gazetelere ilan,billboardlara ilan) kullanarak amacına ulaşmaya çalışıyor.Filmlerin gerçek hayattaki PR çalışmaları ile sosyal medyadaki PR çalışmaları üzerine tartışacak değilim ancak bir şeyden eminim.O da ayrı kulvarlarda başarılı işlerin her zaman bir araya geldiğinde iyi olmayacağı.
16 Ekim 2011 tarihli Habertürk gazetesinin “Pazar Magazin” ekinde hayatımda gördüğüm en gereksiz afiş reklama şahit oldum. Filmlerin afişlerinin yer aldığı reklamlarda temel vurgular oyuncuların,yönetmenin ününe yada filmin sıra dışı olmasınayken The Killer Elite (Seçkin Tetikçiler) filminin tanıtımı ve vurgusu internet kullanıcıları üzerineydi.Anlatıldığında yüzeysel gibi görünebilir fakat oraya reklam veren “her kimse” internet kullanıcılarının yorumları hakkında pek fazla araştırma yapma gereği duymamış.Bir ajans alalede seçtiği yorumlardan bir PR çalışması yapabilir mi ?Yada tanıtımını yaptığı şeyi bu kadar hafife alıp tüm emekleri bu kadar kolay riske atabilir mi ?Hayır abartmıyorum ve size afişte yazan bir yazıyı aynen aktaracağım.
“Jason’ın hangi filmi kötü ki !Tavsiye ederim full aksiyon sevenlere göre (Frozenlover sinemalar.com)
Allah aşkına milyonlarca dolarlık filmin Türkiye ayağını yönetiyorsun.Madem internet yorumlarından bir tanıtım yapma yoluna gittin.Daha yetkin bir yorum mu bulamadın diye adama sormazlar mı ? Burada amacım yorumu aşağılamak değil tabi ki.Gayet sade ve net bir şekilde fikrini belirtmiş bir vatandaş ancak bu böyle bir filmi tanıtırken kullanılacak bir yöntem mi ?
Diğer yorumlar da benzer bir şekilde o yüzden yazma gereği duymuyorum.Ki zaten tek yorum ne anlatmak istediğimi özetlemiştir diye düşünüyorum.Benim görüşüm geleneksel medya ile sosyal medyanın tanıtım çalışmalarında harmanlanmaması yönünde.Bu da kötü bir örnek olarak iyi şeylere vesile olur umarım.Yada sadece ben mi bu kadar olumsuz düşünüyorum.Ne dersiniz ?

Yusuf

SineMâbed'in kurucu editörü. Mayıs 2008'den bu yana site için ırgatlık yapmakta. Sevdiği birtakım yönetmenlerin olduğu gelen bilgiler arasında.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.