Kategoriler
Film Yorumları

El Secreto De Sus Ojos/Gözlerindeki Sır (2009)

.

Emekli savcı Benjamin Esposito yıllar önce yakın çevresini ve kendisini de içine alan bir cinayet vakasını sıkıcı emeklilik hayatı ve yalnız yaşantısı sebebiyle tekrar hortlatmıştır.70’lerde meydana gelen olayda genç bir öğretmen evinde tecavüze uğrayıp öldürülmüştür.Benjamin Esposito dostu ve çalışma arkadaşı Pablo Sandoval ile ipuçları dahilinde bir isim bulmuş ve bu ismin fazlasıyla şüphe çekmesi nedeniyle peşine takılmışlardır.
Esposito’nun amiri bayan Irene Esposito ile aralarındaki yakın ilişki sebebiyle kapanan davayı manipüle ederek Esposito’nun delil veya deliller bulmasına beklemekte ve ona güvenmektedir.

.

Öldürülen kadının kocası Ricardo Morales ise çok sevdiği karısı öldürülmesine rağmen oldukça ağırbaşlı bir görüntü sergilemektedir.Katilin cansız bedeninin hiçbir anlam ifade etmeyeceğini düşünen Morales Espisito’nun tahminine göre “Müebbet yer” cevabını oldukça rahatlatıcı bulur.Ve davaya bakan Esposito’ya ek olarak kendisi de her gün şehrin başka bir ucundaki tren istasyonlarında katille karşılaşmayı ve onu yakalayıp adalete teslim etmeyi bekler.Ancak o dönemde gerillalar ile politikacıların yarattığı kaos ortamında adaletin doğru uygulanmasını beklemek hata olacaktır.
Gözlerindeki Sır filmi bu sene “En İyi Yabancı Film” dalında Oscar’a uzandı.Filmi izlemeden önce tahminim Haneke’nin Beyaz Şerit’inden yanaydı ama bu film gerçekten favori filmlerimin arasına girdi.Akademi yabancı film dalında genelde daha objektif oluyor haklarını yemeyelim şimdi.
Özellikle son dönemde Latin yönetmenler gerçekten adlarından sıkça söz ettirmeye başladı.Yaptıkları işler her kesimce beğeniliyor ve benimseniyor.Mutlaka bu filmin yönetmeni Juan Jose Campanella’yı artık daha fazla projelerde görmeye başlayacağız.Ben şahsen sıkı takibe alacağım.

.

Böylesi bir filmi tavsiye ederken nereden başlamalı bilemiyorum.Öncelikle filmin müziklerinden başlayayım.Gerilim dolu sahnelerde bile müziğin desibeline sığınmadıkları için teşekkür ediyorum.Sonra kurgusuna gelelim.İki farklı zaman dilimini itinayla birbirlerinin tadını kaçırmadan vermesi ve hikayenin sekteye uğramaması önemliydi.Daha sonra aşk hikayesine gelelim.Irene ile Esposito’nun arasındaki ilişkiye benzer bir şekilde ilişkiye eminim pembe dizileri seyredenler yıllar boyu hasret kalmışlardır.Pembe dizilerdeki bayağılık pek olmasa da yine de pembe dizilerin temeli olan unsurlarda bu aşkın engelleyicisi olarak bir şekilde hortlamakta.
Filmin çekimlerine genelde pek takılmam ama Irene ile Esposito’nun tren garındaki sahneleri ve Esposito’nun katili yakalamak için stada gittiği sahnedeki stadın tepesinden zeplinle süzülüyormuşcasına gelen ve tribüne konuveren kameranın estetiği.Etkilenmemek mümkün değil.Ayrıca o çekimi nasıl yaptıklarını çok merak ediyorum.Tamamının görsel efekt olduğuna inanmak istemiyorum nedense.
Son olarak filmdeki diyaloglardan bahsedeceğim.Bu tür bir filmde aklınızda gerilim yüklü sahnelerdeki vurucu diyaloglar kalır ancak filmin rutin diyalogları bile başarı ile işlenmiş ve son derece akılda kalıcı güzel şeyler duyabiliyoruz.Bu harika filmi mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum ve kapanışı filmden kısa bir diyalogla yapıyorum;

Esposito:Şu moron hâkimin beni ölü bir kızı görmeye göndermesine bayılıyorum.Bu arada, moronlar çeşit çeşittir.Moron olduklarını bilenlerden zarar gelmez.Hayatlarını yaşar giderler.Bir boka yaramazlar ama zararsızdırlar.
Polis Memuru:Nasılsın, Müfettiş?
Müfettiş:Biz de senden bahsediyorduk.


Resmi Web Sitesi
IMDB Sayfası
Fragman

Yazar Yusuf

SineMâbed'in kurucu editörü. Mayıs 2008'den beri...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir