Drugstore Cowboy (1989)

.

Bob, Dianne, Rick ve Nadine yan gelip yatmaktan başka işleri olmayan, planlı programlı bir şekilde ufak tefek soygun işlerine girişen gençlerdir. Çoğunlukla eczanelerden uyuşturucu ilaçlar çalarlar ve bunların bir kısmını kullanırlar, bir kısmını da yüksek fiyata satarlar. Bob grubun elebaşısıdır. Yıllardır eczanelerden çaldığı uyuşturucu ilaçları satarak kaldığı yerin kirasını ödemektedir. Uyuşturucu kadar sevdiği başka bir şey yoktur. Dianne onun azgın karısıdır ve Bob onun isteklerine yeteri kadar yanıt vermemektedir. Rick sessiz sakindir. İşini yapar, gerisine karışmaz. Rick’in sevgilisi olan Nadine ise en küçükleridir, buna bağlı olarak en çömezleridir. Saftır ve grubun diğer elemanları gibi yolunu kaybetmiştir.

.

Dörtlümüzün monoton bir hayatı vardır. Tek yaptıkları çalmak, kullanmak ve o matiz kafayı yaşamaktır. Bunlardan arta kalan zamanlarda peşlerine takılan polislerden paçayı kurtarmanın yollarını ararlar. Yine böyle bir gün peşlerine takılan polislerden birisinin ölümüne neden olurlar. Fakat polislerin ellerinde somut kanıtlar olmadığı için grubumuzu tutuklayamazlar. Onlar da soluğu başka bir şehirde alırlar. Yine planlı olarak giriştikleri bir soygun sırasında başlarına beklenmedik şeyler gelir. Bob girdiği hastaneden çıkamamıştır. Sabaha kadar arabada bekleyen Dianne ile Rick, onun yakalandığını düşünmektedirler.
Grubumuzun elemanları evlerine döndüklerinde Nadine’in cansız bedeniyle karşılaşırlar. Nadine’i gömmek bir elebaşı olarak Bob’ın görevidir ve arabasıyla birlikte ormana daldığı sırada vicdanıyla, kendisiyle ve geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalacaktır.

.

“Aslında her yönetmen tüm filmlerinde tek bir şeyi anlatıyor” sözü için sağlam bir örnektir Gus Van Sant. Onun kariyerine baktığımızda neredeyse tüm filmlerinde gençlerin sorunlu dünyalarıyla ilgilendiğini görürüz. Psycho’yu (bir remake olduğu için), birazcık, çok değil, azıcık da Gerry’yi bu genellemenin dışında tutabilirim sanırım. Milk’i, To Die For ve Mala Noche’yi de hala izleyemediğim için bu genellemeye katmıyorum. Neyse, sorunlu karakterlerin dünyalarını yansıtır bizlere Gus Van Sant. Kimisi buradaki gibi uyuşturucu bağımlısıdır. Kimisi gelecek planları için kendisine yol gösterecek birisine ihtiyaç duyar. Kimisi bulaştığı bir cinayet dolayısıyla içine girdiği psikozdan kurtulmanın yollarını arar. Kimisi okulda katliam gerçekleştirmenin planlarını yapar. Kimisi de kendisini dış dünyadan soyutlamış, ölümü beklemektedir. Bunların bir kısmında gençlerin geleceği için karamsar bir tablo çizerken, bir kısmında da bizlerden umudunu yitirmediğini açıkça belirtmektedir. Drugstore Cowboy’da Bob üzerinden, ne kadar boka batmışsak batalım, hem kendimiz hem de dünya adına -ama en başta kendi adımıza- kararlı olursak güzel şeyler yapabileceğimize ve aydınlık geleceğe doğru umutla ilerleyebileceğimize dair bir hikaye anlatıyor Van Sant.

.

Gus Van Sant’ın filmleri arasında görsel açıdan farklı bir yerde duruyor Drugstore Cowboy. Alameti farikası diyebileceğimiz 16 mm kameradan elde edilmiş deforme görüntüler burada da mevcut. Bir de uyuşturucu kullananların yaşadığı o “güzel kafa” hadisesini yansıtmak adına basit geçiş efektleriyle farklı bir görsellik yaratıyor.
O yıllarda henüz ikinci filmini çekecek olan Gus Van Sant dönemin ünlü aktörü Matt Dillon’a utana sıkıla giderek filminde yer almak isteyip istemeyeceğini sormuş. Dillon da kabul etmiş ve projede yer almış. Fena da oynamamış. Düşük bütçeli, az mekanda kısıtlı imkanlarla çekilmiş, biraz geveze bir Gus Van Sant filmi. En iyilerinden birisi değil ama izlemeye değer.


IMDB Sayfası
Fragman

Akın

Wes Anderson, Gus Van Sant sevdiği yönetmenlerden birkaçı...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.