Cloud Atlas/Bulut Atlası (2012)

.

Yüzyıllar arası keskin geçişler ve sınırları zorlayan iç içe geçmiş hikayeler… Cloud Atlas 2012’nin en iyi filmi olur mu bilinmez ancak en çok konuşulan filmi olacağına şüphem yok.
İnsanın başından geçen olaylar, yaşanılanlar ve tarihe bıraktığı izler her dönemde farklılık gösterse de özünde yapılan her eylem bir içgüdünün sonucudur. Kimi zaman birşeylere göz yumduğumuz için, kimi zaman doğru yerde doğru zamanda bulunmadığımız için, kimi zaman birşeylere körü körüne inandığımız için ve bazen de hatayı yapmadan öğrenemediğimiz için içinde bulunduğumuz durumlardan mesul oluruz. Mazeretlerimiz işlediğimiz kusurları örtmez. Tüm bu hatalar zinciri bizi biz yapan ve kimi zaman yıkan değerler olsa da insan tüm bu muazzam hataları yapan tek canlı olduğu gibi bu hataları telafi edebilecek meziyetlere sahip tek canlı olma özelliğini de taşır.

.

Bulut Atlası filmi spoiler verme derdi taşımayıp da konusunu yazmakta zorlandığım ilk film olarak notlarımın arasına geçsin. 2.5 saati geçen bir film en son ne zaman izledim hatırlamıyorum ancak 2.5 saatin hakkını vermeyen çalışan çok az film izlediğimden eminim. Genelde bu tür filmler seyirciyi etki altında bırakma uğruna oldukça sündürülür ancak Bulut Atlası takibatı her ne kadar yüksek konsantrasyon istese de süre bakımından oldukça dolu bir filmdi.

Ana karakteri olmayan ve filmde ciddi süreler alan her oyuncunun en az beş karakteri canlandırması bir süre garip gelse de olay örgüsü ve her dönem karakterlerinin geçmişte yada gelecekte yine birbirleriyle birliktelik sürdürmesi sebebiyle bu kubuzluk durumunu çabuk atlatıyoruz. NTVMSNBC’deki Selin Gürel’in film hakkındaki yorumunda aynı oyunculardan mütevelllit karakter enflasyonuna oldukça içerlemiş olsa da hikayenin varış noktasını etkileyici kılabilmek adına yönetmenlerin zaman zaman eğreti duracağı gerçeğini bile bile aynı oyuncularda ısrar edildiğini düşünüyorum. Ancak makyaj konusunda ona katılmamak elde değil. Özellikle kadın oyunculardan Susan Sarandon ve Doona Bae’nin makyajları böylesine bir yapım için hafif kalmış.

.

Tüm bu detayların yanında çok tartışılacak olan anlatım diline de değinmemiz gerekiyor. Anlatım dili öylesine başına buyruk ki zaman zaman bu durum merak duygusunu körüklerken zaman zaman da filmden kopmanıza neden oluyor. İzleyici filmi izlerken bir yandan devam eden sahneyi idrak etmekle cebelleşirken bir yandan da geçmiş sahnede gördüklerini yorumlamak durumunda kalıyor. Açıkçası bunun da biraz “sınırları zorlamak” adına yönetmenler tarafından kasten uygulandığını düşünüyorum. Bu anlamda anlamak için binbir takla atılan, zaman zaman metafor çöplüğüne dönüşen minimalist filmleri ayıla bayıla izleyenlerin kesinlikle bu filme bok atmaması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Wachowski kardeşler ve Tom Tykwer anlaşılmazı oynamaktan gibi bir gailesi yok ancak alışılagelmiş bir anlatım dili sergilemek gibi bir niyetleri de hiç yok.

“Mağluptur bu yolda galip” lafı bana göre bu filme oldukça uyacak. Bu cuma (26 Ekim) vizyona girecek olan Bulut Atlası’nın berrak bir film olmadığı aşikar ancak farklı bir deneyim arayan her sinefilin beyin mastürbasyonu tadındaki bu filmi izlemelerini tavsiye ederim.

IMDB Sayfası

Yusuf

SineMâbed'in kurucu editörü. Mayıs 2008'den bu yana site için ırgatlık yapmakta. Sevdiği birtakım yönetmenlerin olduğu gelen bilgiler arasında.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.