Cenneti Beklerken

Son zamanlarda Türk filmlerinde fazla seçici olmaya başladım. Bunun semeresini de yavaş yavaş almaya başlıyorum herhalde. Herkesin izlemesi gerektiğini düşündüğüm çok orijinal senaryo ve çok iyi oyuncuların içinde bulunduğu bir proje Cenneti Beklerken.

Eflatun adlı Hırvat devşirmesi bir nakkaş karısı ve oğlunun ölümüyle hayatı kararır ve nakkaşlığı bırakmaya karar verir. Karısı ve oğlunun suretlerini o dönemde pek sıcak karşılanmayan Frenk stili olarak tasvir eder.

Bu sırada Anadolu’da sahte bir şehzade olayı ortaya çıkar. Vezir olayın bastırılmasını ve şehzadenin kellesini ister. Ancak yol uzundur ve kelle çürüyecektir. Cümle aleme ibret olması için kellenin çizilmesi gerekir. Bu yüzden nakkaş Eflatun görevlendirilir.

Yolda çeşitli badireler atlatan kafileyle beraber Eflatun uçsuz topraklarda bir Leyla’ya rastlar. Eflatun için bu isteksiz yolculuk bir nebze anlam kazanmaya başlayacaktır. Tüm bu başından geçenler acaba Eflatun için “cenneti beklerken” bir lütuf mu yoksa sınama mı olacaktır ?

Film; müzikleri, minyatür animasyonları, gerçekçi ve duru anlatımıyla rüyalarımızın tasviri niteliğinde olmuş.Bu arada rüya ile tasvir aynı şey midir ? Bunun üzerine de bayağı bir kafa yormak lazım…

Bir De Bunlar Var

Yusuf

SineMâbed'in kurucu editörü. Mayıs 2008'den bu yana site için ırgatlık yapmakta. Sevdiği birtakım yönetmenlerin olduğu gelen bilgiler arasında.

0 Replies to “Cenneti Beklerken

  1. Gerçekten son dönemde yapılmış en iyi Türk filmlerinden. Melisa Sözen ve Mesut Akusta iyiydi ama Serhat Tutumluer çok çok iyiydi.

    Eflatun’un zorla çıkarıldığı yolculuk bir tür kendi iç yolculuğu oluyor.

    Yalnız, ben o aynaların metaforunu anlayamadım.

  2. Ya o filmde açıkçası nakkaş çok içime sinmedi.Haluk Bilginer olsaydı nasıl da döktürürdü demiştim içimden.Aynalara gelince vallahi unuttum o sahneyi. 😀

  3. Ben çok beğendim o nakkaşı. Özellikle geri döndüğünde ısrarla çırağını sorduğunu sahne çok hoşuma gitmişti. “Eeeh de get!” falan diyorlar. O da “Çırağıma ne yaptınız?” diye soruyordu ısrarla. Çok beğenmiştim orasını.

    Haluk Bilginer’in de önünde saygıyla eğilirim ama o rol için Serhat Tutumluer’in yerinde düşünmek istemem. Fakat oynasaydı tabii ki çok farklı olurdu. Zaten Haluk Bilginer hiç bir şey yapmasa, öylece dursa, o da yeter bize 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.