Brazil (1985)

.

Beşinci Element,Star Wars gibi filmlerde olduğu gibi zaman kavramının belirsizliğinde geçen Brazil filmi görsel şöleniyle izleyenleri şoka uğratırken bir yandan da naif bir adamın yine onun kadar naif rüyalarında bize daha önce benzerini yaşamadığımız bir seyahat sunuyor.
Neredeyse her işin prosedürlerle döndüğü ve insanların kağıt parçalarından çıkan sonuçlarla yargılandığı garip bir dünyada Sam tutkusuz,gösterişsiz ve hayalsiz bir şekilde yaşayan bir yetişkindir.Onun için tek tutku her seferinde defalarca rüyalarında gördüğü ve kurtardığı o müthiş kadınla bir gün tanışmaktır.Her boşlukta uykuya dalıp rüyalarını süsleyen bu kadını görmek Sam için tek haz kaynağı olmakla birlikte onun sadece rüyalarında yer alması Sam’in diğer insani duygularını da köreltmektedir.
Sam’in bu klinik vakalık durumu çalıştığı kurumun yaptığı bir yanlışı temizlemek için gittiği evin üst katında rüyalarındaki kadını görmesiyle değişir.O zamana kadar nefes almak için hayatını idame ettiren Sam’in artık yaşamak için anlamlı bir nedeni vardır fakat kolay gelen tesadüf kavuşma safhasında pek fazla yardımcı olmayacaktır.
Sam yeterince hayat enerjisinin pompalamasıyla birlikte ikinci şansının geleceği anı değil ikinci fırsatını yaratma yoluna gider ve daha önce kendisine teklif sunan Bilgi Edinme Teşkilatı’na katılarak sevdiği insanın izini sürmeye başlar ancak sevdiği insana yaklaştıkça o zamana kadar kurduğu tüm hayatını da yavaş yavaş yok edecektir.

.

Brazil filmi esasında burada satırlarca yazılsa bile güzellemesi yetmeyecek bir film.Kendini defalarca tekrar eden sahnelerin,kendini defalarca tekrar eden müziklerin bu kadar anlamlı olduğu bir film izlediğimi hatırlamıyorum.Senaristlerin ve yönetmen Terry Gilliam’ın hayal güçlerini bu kadar kusursuz bir şekilde sinemaya aktarabilmesi inanılmaz bir olay.
İnsan bazen öyle rüyalar görür ki gözlerini sımsıkı yumup tekrar uyuduğunda aynı güzelliğin kaldığı yerden devam etmesini diler.Ama asla devam etmeyeceğini bilir.Ve asla o rüyanın gerçekleşmeyeceğini de…İşte bu yüzden belki de Sam’in o sıradışı rüyasının gerçekleşme durumu bizi fena halde etkiledi.Belki de bizim rüyalarımız olmadı ama belki senin ki olur,bize de züğürt tesellisi yada teselli ikramiyesi senin mutluluğunu görmek olacaktır diye düşündük Sam’i.
Sam’in bu sıradan hayatının nasıl karıştığına yönetmenin yeniden yarattığı yeni bir dünyanın bakış açısıyla yaklaşmak filmin gözümüzdeki saygınlığını artırmakta.Açıkçası filmler hakkında size göre pek doğru gelmese de kesin kanılarım vardır.Kendini bir daha izletecek filmler daha film bitmeden kendini hissettirir ve ben bu kanıya çok nadir varan biriyim.Bir elin parmağını geçmeyecek kadar olan yeniden izlenecekler listemin en başlarına Brazil filmini koyup filmi kısa sürede izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.Çünkü anlatacak o kadar çok şey var ki size bu kötülüğü yapmak istemiyorum.

IMDB Sayfası

Yusuf

SineMâbed'in kurucu editörü. Mayıs 2008'den bu yana site için ırgatlık yapmakta. Sevdiği birtakım yönetmenlerin olduğu gelen bilgiler arasında.

0 Replies to “Brazil (1985)

  1. ”İnsan bazen öyle rüyalar görür ki gözlerini sımsıkı yumup tekrar uyuduğunda aynı güzelliğin kaldığı yerden devam etmesini diler”. derken ne kadarda haklısın ve bu filmle ilgili yazdıklarınızı okumak bile gözlerimi yasarttı izleyeceğim filmlere ekledim teşekkürederim 🙂

  2. film baştan aşağı eleştiri ve anarşiyle dolu. ve filmin finalindeki de niro nun harry rolündeki karakterinin sami kurtarması ve bunun sadece bir düşten ibaret olması filmin en can alıcı noktasıydı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.