An American Crime/Bir Amerikan Suçu (2007)

.

Tek yanlışı,bir sırrı ağzından kaçırmasıydı.Nefret tohumları etrafa serpildi,yalanlarla bezendi.Şiddete aç insanlar ya dahil oldu yada görmezden geldi.Bir genç kızın hayatı böyle söndü.

.

Sylvia ve Jennie ailesi sirkte çalışan iki kardeştir.Sürekli seyahat eden aile son durakları olan Indiana’da bir kasabada bir müddet kalırlar.Çocuklar alışmaya başlamıştır fakat ebeveynlerin de para kazanması gerekmektedir.Anne-baba,çocukları 6 çocuğu olan dul bir kadın olan Gert’in yanına verir ve turneye çıkar.Ancak adli dengesi pek yerinde olmayan Gert,gördüklerine değil duyduklarına inanmaya kararlıdır.

.

Gerçek hikayeden kısa notlar;

Sylvia’nın kardeşi Jennie 2004’de kalp krizinden öldü.
Gert(Gertrude Baniszewski)1985’de şartlı tahliye oldu.1990’da akciğer kanserinden öldü.

Konusunu 1965’de yaşanmış gerçek bir olaydan alan film,şiddete açlığı,saplantıların insan bünyesinde yarattığı boşluğu,insanların vurdumduymazlığını ve vahşiliklerini çarpıcı bir biçimde gözler önüne seriyor.Juno ile genç yaşında Oscar’a aday olan Ellen Page harika bir performans ile bizi çok çok üzüyor.İçinizden birşeyler alıp götüren ve ruh halinizi değiştiren bu filmin etkisinde kalmamak mümkün değil.Mutlaka izlenmeli.

“Başıboş bir dünyada birer yaratık haline gelebilen ergenlerin zalimliğini anlatıyor.”
Fatih Özgüven – Radikal


Resmi Web Sitesi
IMDB Sayfası
Fragman

SineMâbed'in kurucu editörü. Mayıs 2008'den bu yana site için ırgatlık yapmakta. Sevdiği birtakım yönetmenlerin olduğu gelen bilgiler arasında.

0 Yorum “An American Crime/Bir Amerikan Suçu (2007)

  1. Gerçek olaylardan alınmış filmler çoğu zaman etkiler insanı. başkalarının hayatına dahil olmak, onları gözetlemek farklı bir haz verir. Sonunda tüh yazık olmuş der geçersiniz ya da karakter için mutlu olursunuz ama etkisi en fazla 10 dakika sürer ( o da üzerinde yorum yapacaksanız) DİYE DÜŞÜNÜRDÜM bir zamanlar. Sonra bu filmi izledim. Etkisinden kurtulmaya çalıştım filme objektif bakarak eleştirisini yazabilmek için bir kaç gün geçmesini bekledim. Hayır hala nefretle doluyum ölmüş kadına (Gertrude) beddualar yağdırıyorum. İçimi biraz rahatlatmak için film gereği işlerin abartıldığını söylüyorum kendime ama buna ben bile inanmıyorum. ( Fark ettim ki ben objktif olamayacağım ve bu filmin eleştirisini yazamayacağım) İnsanlar gelişip uygarlaştıkça şiddetin azalacağına inanan kehanetin aksine içimizdeki şiddet arzusunu her geçen gün arttırdığımızı düşününce 1965 yılında geçmiş bu şiddet öyküsünün üzerine nelerin eklenmiş olabileceğini ve şu an bir yerlerde bir kız çocuğunun daha ağır ve daha sapıkça bir şiddete maruz kalıyor olabileceğini düşünüyorum ve kanım donuyor. Bir öğretmen olarak her zaman söylediğim bir şey vardır. Çocuklar bütün sevimliliklerine karşın çok acımasız olabiliyorlar. İşte bunun canlı örneği işte Sylvia’nın yaşanamamış hayatı işte sizin çocuklarınız şimdi karar sizin ya olduğunuz gibi yola devam edersiniz ya da toplumu gereksiz şiddetten arındırabilmek için bir adım atarsınız. kendinizce küçücük bir adım. Ben geleceği yetiştirirken fiziksel ya da psikolojik işgence gören insanları aklımdan çıkarmıyorum. geleceğe ne yapması gerektiğini öğrettiğim gibi ne yapmaması gerektiğini de öğretmeye çalışıyorum. Siz de bir adım atın. Bütün işkence mağduru insanlar için ufacık bir adım.

tugce için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yukarı