Kategoriler
Film Tavsiyeleri

A Dangerous Method/Tehlikeli İlişki (2011)

.

Psikoloji biliminin önemli temsilcileri olan Jung , Freud ve Spielrein’in yaşadıkları deneyimlerinden kişiliklerine kadar önemli noktalara ışık tutan film beslendiği konunun hakkını veriyor.

Carl Jung’un her zamanki hastalarına nazaran beklenmedik yönleri bulunan Sabina Spielrein , kendisini tedavi eden doktor Jung’a aşık olurken aynı zamanda yaptığı teşhis ve teorilerle yarım bıraktığı tıp eğitimini sürdürmesi gerektiğini açık açık belli etmektedir. Jung ise genel ahlaki sorumluluklarından muzdarip bir halde duygularını bastırmayı bir süre yeğler ancak akıl hocası Sigmund Freud’la tanışması akabinde Freud’un ona gönderdiği eskiden doktor olan hastası Otto Gross’un fikirleri Jung’a kısa süreliğine yeni bir yol açar.

Ancak Jung – Spielrein ilişkisi Freud tarafından onaylanmamakla beraber ikilinin sosyal hayatını da etkiler. Bu ilişki Jung ile Freud arasındaki ilişkiyi de etkiler. Jung akıl hocası Freud’a göre daha geniş düşünebilmekte ve kendi değer yargılarını etkileyen herşeyi irdeleyebilmekteyken , Freud ortaya koyduğu kuramlar çerçevesinde dünyayı algılamayı ve bunlara cinsel yaklaşımla cevap bulmanın en doğru seçenek olacağı takıntısından vazgeçmemektedir. Tüm bu çatışmanın arasında kalan taze doktor Spielrein de kendine bir yön verme çabasındadır.

.

Filmin ortalama izleyiciye ağır gelebilme ihtimalinin yüksek olduğunu , son derece bilgilendirici olmasıyla beraber mental jimnastik yaptırdığını söyleyebilirim. Psikoanaliz kuramına yön veren bu insanlara farklı bir açıdan bakabilmek güzel bir deneyimdi.Rüya çıkarımlarının günümüzdeki rüya tabirleriyle örtüştüğünü gözlemlesem de bilinçaltının o kusursuz şeffaflığını da çıkarımlarla tecrübe etmek oldukça hoştu.

Evet film ağır ancak böyle bir konuyu merkezine alan filmin daha ağır olmasını sağlayacak tartışmalar , deneyler görmek isterdim. Jung – Spielrein aşkı filmi biraz bulandırmış ancak ikilinin gelişimini ve değişimini anlatmanın kaçınılmaz yolu da yine bu aşk. Bunu da söylemek lazım.

Filmle ilgili müthiş bir detay var. Jung sürekli rüyalarını Freud’a anlatır ve Freud bu rüyalardan yaşanmışlıklar üzerine mantıklı çıkarımlar üretir. Bu çıkarımlar muhtemelen Jung’un aynı rüyaları görmesini engellemektedir. Filmin sonuna doğru Jung sürekli aynı rüyaları görmekten hayıflanır.

Bence bunun birinci sebebi Jung’un artık Freud’la irtibat halinde olmamasıdır. İkinci sebebi ise (bu çıkarımı ben yaptım , filmi izleyenlerin yorumunu merak ediyorum) anlattığı rüyanın henüz yaşanmamış olmasıdır. Çünkü anlattığı yıl 1913’tür ve tasvir ettiği şey büyük bir yıkımdır. Bu da 1914’te başlayacak olan 1.Dünya Savaşı’nı işaret etmektedir. Bu da Jung’un telepati ve mistizmle ilgilenmekle doğru yolda olduğunu gösterir.

Eğer psikolojiyi seviyorsanız rahat bir zihinle boş bir zamanda filmi izlemenizi tavsiye ederim. Aksi durumda yaşanılacak kötü durumlardan müessesemiz sorumlu değildir.

Dipnot: Viggo Mortensen , Keira Knightley , Michael Fassbender ve onları doğru kullanabilme yeteneğini kullanabilen David Crononberg’e parantez açmak lazımdı. Ama açmıyorum burada belirtmem yeterli daha fazla güzellemeye gerek yok.

IMDB Sayfası

Yazar Yusuf

SineMâbed'in kurucu editörü. Mayıs 2008'den beri...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir