82. Oscar Ödül Töreni

.

Oscar ödülleri, sinemayla pek ilgilenmeyenlerin bile kayıtsız kalamadığı, en azından “Kim ne almış?” diye göz ucuyla da olsa baktığı, dünyanın hemen her yerinden takip edilen bir tören.
Çoğunlukla ana akım kitleye hitab eden filmler yarışıyor ve bağımsız ya da düşük bütçeli filmler genellikle senaryo kategorisinde ödüllendiriliyor.
Oscar, dünyanın en prestijli değil ama en çok takip edilen ve merakla beklenen ödül töreni. Ödül alan film sadece Akademi’nin takdirini kazanmakla kalmıyor, aynı zamanda daha geniş bir dağıtım ağına yayılarak daha fazla reklamı yapılıyor ve daha çok insana ulaşıyor. Bu da filmle alakalı bir çok şeyin popülerleşmesine ve o filme bulaşanların sonraki işlerini daha rahat gerçekleştirebilmeleri açısından bir fırsata dönüşüyor. O sinemacıya bir artı katarak basamak oluşturuyor. Sinemayla ilgilenenler için önemli, sektörle ilgilenenler için daha önemli bir olay. Aslı Akademi, dünyaca bilinen adıyla Oscar Ödülleri gece üç gibi 82. kez başladı ve sabaha karşı yediye doğru bitti. Benim için genel olarak keyifsiz geçtiğini söyleyebilirim.

.

Tören, How I Met Your’un Barney Stinson’ı Neil Patrick Harris’in müzikal gösterisiyle açıldı. Ardından gecenin sunucuları Steven Martin ile Alec Baldwin sahneye çıkarak birbirlerini tanıttılar. Aday olan birçok oyuncuyu tanıttıkları esprili bölümün ardından ödüller dağıtılmaya başlandı.

En İyi Erkek Oyuncu kategorisinde bir sürpriz gerçekleşmedi ve Inglourious Basterds’da canlandırdığı Yahudi Avcısı Hans karakteriyle Christoph Waltz, Oscar’ı kazanan isim oldu. Yaptığı konuşmada ağırlıklı olarak keşfedilişinden bahsetti ve filmde çalıştığı ekibe, özellikle de Tarantino’ya teşekkür etti.

Animasyon kategorisinde aday olan filmler kendi karakterlerinin kullanıldığı gayet güzel birer canlandırmayla tanıtıldı ve ödül Up ile altıncı adaylığını yaşayan Pete Docter’e gitti.

Şarkı kategorisinin güçlü adaylarından olan Crazy Heart, The Weary Kind şarkısıyla Ryan Bingham ile filmde hayatı anlatılan T. Bone Burnett’e ödül kazandırdı. Ryan Bingham kısa bir teşekkür konuşması yaparken Burnett geride durdu ve tek kelime etmeden sahneden ayrıldı.

Sonucunu merakla beklediğim Orijinal Senaryo kategorisinde ödülü kazanan isim The Hurt Locker ile Mark Boal oldu. Gönlüm Coen Kardeşler’den yanaydı. Tarantino kazansa da sorun etmezdim. Fakat bakir bir konuyu içi gayet boş bir halde, suya sabuna dokunmayarak senaryolaştıran Mark Boal’ın ödülü kazanan isim olmasına biraz sinirim bozuldu. Kendisi aslen gazeteciymiş ve Irak’ta, bomba imha ekiplerinin arasında bizzat bulunmuş. Zaten filmden sonra Irak’taki askerlerden birisi kendisine “Senaryoda benim hayatımı anlatıyor” diyerek dava açmış.

.

Sahneye birlikte çıkan Molly Ringwald ile Matthew Broderick, yıl içinde kaybettiğimiz, gençlerin sorunlu dünyalarını ciddiyeti elden bırakmayarak esprili bir şekilde anlatan John Hughes’a saygı duruşu niteliğinde sözler sarfettiler. Daha sonra Hughes ile çeşitli projelerde çalışma fırsatı bulmuş olan oyuncular kendisinin çalışma prensibinden ve oyunculara olan samimi yaklaşımından söz ettiler.

Kısa Animasyon kategorisindeki ödüller dağıtılmadan önce Taylor Hackford, David Frankel ve John Lasseter kısa filmin kendileri için ne ifade ettiğinden bahsettiler ve kısa filmle uğraşanları yüreklendirecek şeyler söylediler. Ödülü, basit bilgisayar oyunlarını anımsatan yapısıyla Logorama kazandı. Yanılmıyorsam 300’den fazla marka logosu bulunuyormuş filmde. Ayrıca yanlış anlamasıysam ve hatırlamıyorsam bunlar filmin gayri resmi sponsorlarıymış. Ödülü almak için sahneye çıkan filmin yapımcısı 16 dakikalık bu film için 6 yıl uğraştıklarını söyledikten sonra “Uzun metraj filmi de 36 yılda çekeriz artık” diyerek espri yaptı.

Kısa Belgesel dalında ödülü kazanan Music by Prudence oldu ve ödülü filmin yönetmeni Roger Ross Williams aldı. Yönetmen konuşmasını yaparken sahneye filmde emeği geçen bir kadın atladı ve yönetmenin sözünü keserek filmle alakalı bir şeyler söyledi. Belgesele konu olan Prudence ise seyirciler arasındaydı ve bir tekerlekli sandalyede oturuyordu. Ödülü ona ithaf ettiler.

Kısa film ödülünü The New Tenants adlı filmleriyle Joachim Back ve Tivi Magnusson kazandılar.

Ben Stiller’ın Na’vi kılığında sahneye çıkmasının ardından Makyaj ödülü açıklandı ve Oscar Star Trek’teki çalışmasıyla Barney Burman, Mindy Hall ve Joel Harlow’a gitti.

.

Uyarlama Senaryo ödülü esaslı bir dram olduğu söylenen ve aynı adlı romandan uyarlanan Precious ile Geoffrey Fletcher kazandı. Kendisi çok heyecanlıydı ve titrek sesle yaptığı konuşmasının ardından sahneden ayrıldı.

Geçtiğimiz günlerde düzenlenen ve Hollywood’da emeği geçenlerin ödüllendirildiği geceyle alakalı birkaç şey söylendi ve orada bulunan Roger Corman ile Lauren Bacall alkış yağmuruna tutuldu. Roger Corman bugüne kadar Oscar kazanamamıştır, hatta adaylığı bile yoktur. Onu önemli yapan şey bugün dünyada saygı duyulan birçok sinemacıyı eğitmiş olmasıdır. Onun için “Roger Corman bir okuldur” derler.

Yardımcı Kadın Oyuncu dalındaki adaylardan sadece Anna Kendrick ile Vera Farmiga’yı izleyebilmiştim ve gönlüm Anna Kendrick’ten yanaydı. Ödülü ise aslen bir stand-up’çı ve televizyon sunucusu olan Mo’Nique kazandı. Kendisi Precious’ta acımasız bir anneyi canlandırıyormuş ve rolü de beş dakika falanmış. Yaptığı konuşmada, kendisini popüler olmayan işlerle de ilgilenmesi konusunda yüreklendirdiği için eşine çok çok teşekkür etti.

Sanat Yönetimi dalında Oscar’ı kazanan Avatar’daki çalışmalarıyla Rick Carter, Robert Stromberg ve Kim Sinclair oldu. Konuşmasını yapanlardan yanılmıyorsam Kim Sinclair 13 yıl önce geçirdiği bir rahatsızlıktan dolayı doktorların kendisine çok fazla ömrü kalmadığını söylediklerini söyledi. Fakat o anda sahnede bulunduğunu, hatta bir de Oscar kazandığı için kendisini şanslı saydığından bahsetti.

.

Kostüm Tasarımı dalında The Young Victoria filmindeki çalışmasıyla kariyerindeki üçüncü Oscar’ı kazanan Sandy Powell gayet havalı bir biçimde ağır ağır sahneye çıkıp heykelciği aldı. Kazandığı bu ödülü düşük bütçeli filmler için kostüm tasarımı yapan meslektaşlarına ithaf etti.

Paranormal Activity’ye yapılan esprili göndermenin ardından pek saygı duyulmayan korku sinemasına ve bu türün başarılı örneklerine ait olan görüntülerin bulunduğu bir slayt gösterisi gerçekleştirildi.

Ses Kurgusu dalında The Hurt Locker’daki çalışmasıyla Paul N. J. Ottoson ödüllendirildi. Aradaki farkı anlayamadığım Ses Miksajı dalında da yine Paul N. J. Ottoson ile Ray Beckett Oscar kazandı.

Görüntü Yönetmeni dalında Oscar’ı kazanan Avatar’daki çalışmasıyla Mauro Fiore oldu.

2009 yılı içerisinde yaşamını yitiren Hollywood emekçileri için yapılan saygı duruşuna James Taylor gitarı aracılığıyla eşlik ederek In My Life adlı şarkıyı söyledi.

Aday olan müziklerden kısa süreli tınılar çalınırken oldukça hoş bir dans gösterisi gerçekleştirildi. Up ile ödülü kazanan Michael Giacchino henüz çocuk yaştayken anne-babasının kullanmadıkları kamerayı eline alarak filmler çekmeye başlamış. Çektiği şeyler konusunda da ailesi dahil hiç kimse onunla dalga geçmemiş ve yaptığının zaman kaybı olduğunu söylememiş. O da yaratıcı olarak düşündüğü her konuyu filme almış. Çevresindekilerden olumsuz bir tepki almadıkça da bunu yapmaya devam etmiş. Giacchino bu tür konularda aile desteğinin çok önemli olduğunu vurgulu bir şekilde dile getirdi ve köstek olmadıkları için ailesine teşekkür etti.

Görsel Efekt’i beklendiği gibi Avatar kazandı. Ödülü almak için sahneye çıkan Stephen Rosenbaum, Richard Boneham, Andy Jones ve Joe Letteri ağırlıklı olarak setteki arkadaşlarıyla James Cameron’a teşekkür ettiler.

Belgesel ödülünü yunus balıklarıyla alakalı bir belgesel olan The Cove kazandı. Belgesel yunus balıkları için kurulan parklar ve daha sonra bu parklardaki yunusların doğal yaşalarına salınmalarıyla alakalı bir şeyler anlatıyormuş sanırım.

Kurgu dalındaki Oscar’ı The Hurt Locker ile Bob Murawski’yle Chris Innis kazandı.

Yabancı Film kategorisinde beklenen olmadı ve Haneke’nin Das weisse Band’ı ya da Jacques Audiard’ın Un Prophéte’si ödülü kazanamadı. Arjantin yapımı olan ve emekli bir savcının unutamadığı tecavüz-cinayet davasıyla ilgili roman yazma serüvenini anlatan El Secreto de Sus Ojos yabancı dil kategorisinde Oscar’ı kazanan film oldu.

.

Erkek Oyuncu kategorisinde beklenen oldu ve Jeff Bridges, The Crazy Heart’taki rolüyle Oscar’ı kazandı. The Crazy Heart aslında dvd olarak piyasaya sunulmak için çekilen bir filmmiş. Fakat daha sonra Jeff Bridges’ın oyunculuğundan etkilenmiş olacaklar ki bir dağıtımcı firma filmi satın almış. Böylece film daha geniş kitlelere ulaşmış ve Oscar’a kadar uzanmış.

Kadın Oyuncu kategorisinde de bir sürpriz yaşanmadı ve Sandra Bullock kariyerinin ilk, büyük ihtimalle de tek Oscar’ını kazandı. Bu kategorideki diğer adaylar hakkında güzel şeyler söyledikten sonra teşekkür konuşmasına geçen Bullock fazla vakit almadan sahneden ayrıldı.

Yönetmen kategorisine gelindiğinde herkeste heyecan tavan yaptı. Bir yanda Titanic’le Oscar kazandığı sırada “Ben dünyanın kralıyım!” diyen, Avatar’la da sinemada devrim gerçekleştirdiği iddia edilen ve bana göre fos bir film olan Avatar’ın yönetmeni James Cameron vardı. Diğer yanda da eski eşi ve ağırlıklı olarak çektiği aksiyon filmleriyle kendine saygın bir yer edinmiş Kathryn Bigelow. Ötede Tarantino. Beride Lee Daniels, ortada da Jason Reitman vardı. Kazananı açıklamak için sahneye iki Oscar ödüllü Barbra Streisand geldi ve bir ilk gerçekleşti: En İyi Yönetmen Oscar’ı ilk kez bir bayan yönetmene gitti. 59 yaşında olmasına rağmen camiisi de mihrabı da yerinde gözüken Kathryn Bigelow sahneye çıktı ve ödülünü aldı. 59 yaşında ama 40’ında gibi duruyor şerefsizim! O boy, o endam, o gülüş, alkışladıkça bıngıl bıngıl eden kolları… Asistanı olmak için kapısında bile yatarım bu kadının. Karın tokluğuna çalıştırsın beni, ona da razıyım. Bir şey öğreneceğimden değil, sırf yanında olayım, aynı havayı soluyayım diye. Yoksa The Hurt Locker’ı hiç sevmediğimi her fırsatta dile getiriyorum.

Aday olduğu dokuz daldan beşini kazanan The Hurt Locker En İyi Film’i de kazanarak altıncı Oscar’ını elde etmiş oldu. Filmin başrol oyuncuları da kol kola girerek sahneye çıktılar. Yapımcılardan birisi filmi çektikleri zaman tek dertlerinin bir dağıtımcı firma bulabilmek olduğunu söyledi ve orada bulunmalarının onur verici olduğunu belirtti.

Benim için kayifsiz bir törendi. Favorim District 9’dı ve eğer uyarlama senaryo ile kurgu dallarında Oscar kazansaydı film kategorisindeki iddiası için umutlanacaktım. Fakat daha uyarlam senaryoyu boş geçtiği anda anladım göz ardı edildiğini.

Görsellikte birkaç level birden atlamış olsa da senaryosundaki klişeler sebebiyle zaten şans vermiyordum Avatar’a. Teknik dallarındaki adaylıklarına da lafım yoktu. Zaten sanat yönetimi, görüntü yönetimi ve görsel efekt dallarında hak ettiği gibi kazandı. Altı dalda Oscar kazanarak gecenin galibi olan The Hurt Locker ise her açıdan boş bir filmdi benim için. Irak’ta geçmesine rağmen ne bir politik söylemi vardı, ne de cephedeki askerlerin ruh halleri hakkında esaslı laflar ediyordu. Gerilimi iyiydi ama aksiyon sahneleri doyurmuyordu. Akademi bu filmde ne buldu da ana dallardan üç ödülü buna verdiler, anlamadım. Onun için kısa süre içinde The Hurt Locker’ı tekrar izleyeceğim, belki gözümden bir şey kaçmıştır diye.

Genel olarak baktığımda 82. Oscar Ödül Töreni’nin ilklerin gecesi olduğunu söyleyebilirim. Ödül kazananların çoğu ilk kez aday oluyor ve ilk kez kazanıyordu Oscar’ı. Kathryn Bigelow, Christoph Waltz, Geoffrey Fletcher, Mo’Nique, Sandra Bullock başta olmak üzere The Hurt Locker’ın ödül kazanan teknik ekibi ve yapımcıları ilk kez aday olup ödülü kazandılar. Star Trek’in makyaj ekibi, Avatar’ın görsel efekt departmanı dışındaki ödül kazanan teknik ekipleri için de aynı şey geçerli. Tam anlamıyıyla “İlk”lerin gecesiydi yani.

Akın

Wes Anderson, Gus Van Sant sevdiği yönetmenlerden birkaçı...

0 Replies to “82. Oscar Ödül Töreni

  1. Çok güzel bir yazı olmuş yazmışsın Akın.Ödül törenini izlemeyeceğim dediğim halde yine oturup saat 5.30’a kadar takip ettim.En İyi Film de dahil Oscar’a aday olan çoğu filmi izledim.
    Mo’Nique Precious’da ne yaptı bilmiyorum ama Penelope Cruz Nine’de gerçekten çok başarılıydı.Olursa da gönlüm Up in the Air’in adaylarından Vera Farmiga’daydı.Olmadı.
    En İyi Film kategorisinde Hurt Locker almış.Ben sadece Avatar’ın alamayacağını ve gönlümün A Serious Man’de olduğunu söylemiştim.En azından dediklerimin birisi doğrulanmış.
    En İyi Uyarlama Senaryo’yu da Precious’un alması beni biraz üzdü.O dalda gerçekten iyi filmler vardı.
    En İyi Erkek,En İyi Kadın,En İyi Yardımcı Erkek dallarını konuşmuyor bile.Onların zaten ne olacağı belliydi.
    Benim sadece Precious’u izlemememden dolayı biraz bazı ödüller sürpriz oldu.Onun dışında sıkıcı bir tören oldu.Umarım seneye daha coşkulu bir tören izleriz.

  2. Akın ellerine sağlık. güzel yazmışsın.Bende izlemeyeceğim dedim ama saat 5:30 a kadar bende izledim. Sonra Elazığ deprem haberini görünce kapattım tv yi. Yusuf’un da dediği gibi tören çok renksiz ve heyecansızdı. Sunucu tercihleri % 50 oranında şaşırtıcıydı. Başlangıç showu olarak kabare gibi bir tema seçmeleri de beni garibime gitti. Mr.Stiller’ın Navi makyajıyla çıkması istenen tepkiyi alamadı. Yani umarım seneye iyi bir tören izleriz bu anlamda.

  3. Teşekkür ederim ikinize de.Tatsız tuzsuz bir törendi. Çok keyifsiz geçti. Tek güzel yanı Avatar’ın ana dallardan herhangi bir ödül kazanamaması oldu benim için.

  4. Geçen sene Slumdog Millionaire ile The Curious Case of Benjamin Button’ın yarıştığı tören çok daha zevkliydi bence. İki filmin çekişmesi bile heyecan veriyordu. Bu tören Akın’ın dediği gibi tatsız tuzsuz geçti, çoğu ödülün nereye gideceği belliydi. Quentin Tarantino’nun filmine 1 ödül gitti ama bence en iyi orjinal senaryo’yu almalıydı. Onun dışında Disctrict 9’un ödül alamamasına üzüldüm. Son olarak da Carrey Mulligan’a aşık olduğumu söyleyebilirim. 🙂
    Ha bu arada Mo’Nique’in en iyi yardımcı kadın oyuncu dalında ödül almasına lafım yok, zaten törende filmden gösterdikleri kısacık monolog bile beni tatmin etti. Ancak Gabourey Sidibe’nin nasıl aday olduğunu anlamak mümkün değil, filmi izlemedim ama o ebatlardaki bir bayanın hangi jest ve mimiklerle, hangi oyunculukla aday olduğunu anlayamadım. Gözleri bile gözükmüyor yahu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.