12 Years a Slave/12 Yıllık Esaret (2013)

12 yıllık esaret filmi

Çektiği iki uzun metrajla dünyaca tanınan İngiliz yönetmen Steve McQueen üçüncü filmiyle hem başarısını perçinliyor hem de Hollywood pazarına giriş yapıyor.

Daha önce Açlık ve Utanç adlı filmleriyle “human error” durumlarına parmak basan yönetmenin üçüncü filminde de yine aynı durum söz konusu ancak bu seferki daha fazla yankı uyandıracak cinsten.

Solomon Northup New York’ta yaşayan özgür bir siyahken bir gece müzik yapmak için gittiği Orta Batı’da bir yerde kaçırılır ve köle olarak alıkonur. Kimse onun özgür olduğuna inanmaz, o da özgür bir siyah olduğunu ispatlayamaz ve özgür doğduğu bu topraklarda aynı ırktan insanlarının neler çektiğini 12 yıl boyunca bizzat yaşar.

Solomon Northup’un aynı adlı kitabından uyarlanan film esasında kurmaca olsa dahi binlerce siyahinin atalarının yaşadıklarını yine anlatıyor olurdu. Tarifsiz zulümler, insaniyetsizlikler ve ruhsuzluklar… O çağların rutin hareketleri olsa da günümüzde de devam eden bir sürü soysuzluk… İlginçtir ki bu tür bir konu Hollywood tarafından pek yada hiç işlenmedi. Siyahiler filmlerde yan rol oldu ve onların çileleri de sadece alt metin… Belki de ciddi anlamda bu konuya bu şekilde tek parça halinde yaklaşıldı ve yönetmen siyahi olmasaydı belki birkaç sene daha da kimse tenezzül etmeyecekti.

12 yıllık esaret filmi

Hikayenin gerçekçiliği filmin etkisini artırsa da filmin gerçeklerine de değinmeden olmaz. Olay Chiwetel Ejiofor’un canlandırdığı karakterin etrafında şekillense de Michael Fassbender muhteşem performansıyla çok rol çalmış gözüküyor. Onun performansından sebep Ejiofor’un Northup’un dramını yansıtmakta yetersiz kaldığını düşünüyorum. Yine de Fassbender’ın karakteri Edwin Epps üzerinden olayın vehametini anlamak mümkün. Brad Pitt’in Kanadalı Bass karakteri yalın ve çağın çok ilerisinde. İnsan filmin finansörü olunca filmdeki tek iyiyi canlandırmak istiyor sanırım.

Yönetmen Steve McQueen için de denilebilecek çok şey var ancak kısa geçeyim zira topladığı/toplayacağı ödüllerle çok kişi çok şey söyleyecek. İlk filminden itibaren kusursuz tekniği ve sinema üslubuyla dikkat çekmişti ve çekmeye devam ediyor. Üçüncü filmi Hollywood işi olsa da ruhunu teslim etmemesi hayranlığımı perçinledi. Kendi çizgisiyle ve belki de kendi içine sindiği gibi tüm ırklar adına güzel bir film yaptı.

Cümleleri bitirmek üzereyken filmin IMDB Top 250‘ye şimdiden girdiğini ve filmin 2014 Oscar ödül törenine 9 dalda aday olarak katılacağını belirtelim. Bence en iyi erkek oyuncu dalı hariç diğer dalların tümünü alma şansı yüksek.

IMDB Sayfası

Yusuf

SineMâbed'in kurucu editörü. Mayıs 2008'den bu yana site için ırgatlık yapmakta. Sevdiği birtakım yönetmenlerin olduğu gelen bilgiler arasında.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.