The United States of Leland (2003)

Şahsına münhasır bir kişiliğe sahip olan Leland genelde Dünya’yı kendi değer yargılarıyla değerlendirmekte ve diğer türlü olanları da garipsemektedir.Bu değer yargıları birine yalandan teselliyi garipseyen fakat başka birinin kötü durumu için o kişiden fazla üzülecek kadar da ilginçtir.
Leland’ın içinde bulunduğu durum sevgilisinin zeka özürlü kardeşini vahşice öldürmesine kadar devam eder.Hapse atılan Leland orada öğretmen Pearl ile tanışır.Pearl iyi ve kültürlü bir aileden gelmiş ve normal hayatı bu kadar sakin bir çocuğun bu cinayeti nasıl gerçekleştirdiğine hayret eder ve Leland’i daha yakından tanımaya karar verir.Pearl,Leland’e bir defter verir.Leland de hatırlayamadığı cinayetten sevgilisi ve çevresiyle olan ilişkilerin tümünü kaleme alır.Leland’in dünyasına girdikçe herşey daha kabul edilebilir olacaktır.

Olay örgüsünün tersten olduğu film derdini daha çok flashbacklerle destekleyerek anlatmayı tercih etmiş.Filmin yapısının da buna uygun olması büyük avantaj.Ana karakterimiz olan Leland’in hayatını okkalı ve sindire sindire anlamanın yada anlamaya çalışmanın kestirme yolu bu gibi gözüküyor.
Anlatım olarak belli bir noktadan sonra film ikiye ayrılıyor.
Filmi izlediysen buraya tıklayabilirsin.Sonra sol kulağımız çınlamasın. ▼
Bunların dışında Leland’in çevresindeki insanların da hayatlarının değişmesi ve bu değişimlerin en az Leland’in hikayesi kadar ilgi çekici olması filmi bizim çocuğun ekseninden daha geniş bir perspektife ve dolayısıyla daha karışık duyguların ve ruh hallerinin birbiriyle kavuşmasını sağlıyor.
Buna en iyi örnek de Amerikan Pastası’yla ünlenen Chris Klein’ın canlandırdığı Allen Harris karakteridir.Öyle ki abartısız Leland’in karakterinden çok Allen karakteri beni etkiledi.Filmi izleyenler bana hak vermeyebilirler ama Allen karakteri Leland’e göre daha düz bir kişiliğe sahip olmasına rağmen feleğin çemberinin sürekli onu dolaylı yada doğrudan katakulliye getirmesi bence çok iç acıtıcıydı.
Sonuç olarak son yıllarda sıkça rastladığımız tipik banliyö insanlarını anlama faaliyetlerinden bir başkası diyebileceğimiz film benim gözümde yarattığı karakterlere yaptığı karaktersiz yaklaşımları için bile izlenmeye değer diye düşünüyorum.
Guy Ritchie Sherlock Holmes’u Yeniden Sevdirmeye Çalışıyor





Bir Ryan Gosling hayranı olarak bu filmi çok seviyorum! Kaldı ki ben bu filme aşık olduğumda hayatımda Ryan Gosling diye birisi yoktu :) Felaket seviyorum bu filmi. Gençliğin sorunlu dünyası temalı şeyler hep ilgimi çekti, çekmeye de devam ediyor.
İzlerken iyi bir roman okuyormuş hissine kapılıyorum bu filmde. Galiba beni sinemada en çok etkileyen şey ilk başta filmin konusu. Leland Birleşik Devletleri bunu hatırlatıyor bana. Anlatacağın konu sağlam olsun. İşin teknik kısmı her şekilde hallolur.