The Hateful Eight | 2016

hatefulmovie

Quentin Tarantin’nun son filmi The Hateful Eight üç saate yakın süren zaman sınırlaması içerisinde enine ve boyuna nefretin anatomisini gözler önüne seriyor. Nefret eden, nefret edilen, sebep olan, tetikleyen… Hümanistik anlamda beş para etmeyen sekiz kişinin Tarantino’nun sekizinci uzun metraj filminde gerçek anlamda hayatlarının en kritik anlarına tanıklık ediyoruz.

İç Savaş’ın üstünden etkileri sönecek derecede vakit geçtiği bir zaman diliminde Wyoming yakınlarında tipiden son sürat kaçmaya çalışan bir posta arabasının içerisinde bir kelle avcısı olan John Ruth ve onun avı olan 10.000 dolarlık kadın Daisy Domergue bulunmaktadır. Yaklaşan tipi için sığınacak yer arayan bu araba sahipleri öncelikle ıssızlığın ortasında Binbaşı Marquis Warren’ı karşılar. Eski bir yanki olan Warren aynı zamanda bir kelle avcısıdır. John eski bir dosta yardım etmek ile ödülü bir an önce almak gibi vicdani muhasebelerden pek galip gelemeyen biri olarak önce binbaşıyı hemen sonra da kendini ödülü alacağı kasabanın şerifi olarak tanıtan Chris Mannix’i alır. Ancak tipinin bastırması onları Minnie’nin yerine sığınmak zorunda bırakır.

Minnie’nin yerine gelindiğinde ise Minnie hariç birbirini tanımayan bir grup insanın bir çatı altında olması herkese garip gelir. Tipinin geçmesi için birkaç güne ihtiyaç vardır ancak çıkarları çatışan bir grup insan konuştukça karakterlerini belli etmeye, karakterlerini belli ettikçe de niyetlerini ortaya koymaya ve niyetlerini ortaya koydukça eyleme geçmeye başlamaları olayları geri dönüşü olmayan bir çıkmaza sokacaktır.

hateful eight

3 Dalda Altın Küre’ye aday gösterilen film için söylenecek tek bir şey var: Başyapıt… Bana göre Tarantino için Inglourious Basterds ile başlayan ustalık dönemi Django Unchained ile sürdü ve The Hateful Eight ile devam ediyor. Kendisinin sinemayla hesaplaşmasının bitmediği gibi türü ne olursa olsun her yeni filmde hesaplaşma peşinde olan birçok karakter ve ona örgülü hikayeyi bizlerle paylaşıyor. Sürükleyiciliği ve akıcılığı yüksek dozda olan bu hikayeler de bizim sinema filmlerinden beklentimizi her seferinde daha da arttırmakta.

Sekiz parçaya bölünmüş sahneleriyle her bölümde hikayenin başka bir noktasından yakalayan ve finale doğru geldikçe ilmiği daraltan Tarantino, Samuel L. Jackson’ın özellikle zirve performansının da katkısıyla son dönemlerde yapılmış en başarılı western filmlerinden birine imzasını atıyor.

Filmin ana teması nefreti işlemek için kimi zaman küfrün kimi zaman da şiddetin vitesini yükselttiğini ve bu anlamda da filmin bazı ülkelerde gösterimlerinin sekteye uğradığını okumuştum. Yıl olmuş 2016 ve hala insanlara bazı şeyleri yasaklatarak onların merak dozajının daha da artacağını öğrenememiş insanımsılar var. Hayret ki ne hayret…

Türkiye’de bugün itibariyle vizyona giren The Hateful Eight filmi 2016’da vizyona girecek filmler konusunda şimdiden beklentiyi oldukça yukarıya çıkarmış durumda.

Western filmi tavsiyeleri anlamında içerik olarak biraz zayıfız ve bu film belki de bizim için iyi bir başlangıç olacak. Yeni yılın ilk günlerinde güzel bir film izleyin, yılınız güzel geçsin.

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşır mısın ?

Yusuf Ünal

28 yaşında, sitenin kurucusu, sinema manyağı, kedi sever ama alerjisi var, blogger, öğretmen, unutkan, en kötü özelliği çok iyi niyetli olması. :)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir