Platoon/Müfreze (1986)

Diğerlerinden farklı bir hayat yaşamak uğruna yapacağınız tercihler unutmak isteyeceğiniz bir geçmişin yükünü ömür boyu sırtınıza yükleyebilir.Bazen sıradan olmak gerekir ve sıradan tercihler vermek…

Chris Vietnam’a gelen binlerce askerden biridir.Ancak onu farklı kılan diğerleriyle arasındaki eğitim farkı ve cehenneme gönüllü gelmesidir.Hava değişikliği iyi gelir düşüncesiyle teptiği rahat hayatın değerini ve aldığı kararın aslında ne kadar yanlış olduğunu farketmesi bir hafta sürmeyecektir.
Zamanlama açısından da bahtı kara olan Chris inancı kalmamış bir grup asker ve kendi içinde çekişen rütbelilerin arasında ülkesini korumak adına bilmediği bir yola doğru yürümeye başlar.Ancak adımları attıkça savaşın yaralarını daha derinden hissedecek ve kendisi de dahil silah arkadaşlarının çirkin bir değişime uğradığını farkedecektir.Vatanlarını korumaya çalışan Vietkong askerleri bu aciz asker sürüsünün sayılarını azalttıkça kalan askerler kendilerini neyin beklediğini ancak o zaman anlayacaklardır.

Döneminde 8 dalda Oscar’a aday olup bunların 4′ünü kazanmayı başaran film aslında bir savaş filmine göre fazla dengeli diyebiliriz.Hem savaşın çirkin yüzünü ve yapılan aptallıkları olabildiğince yüzümüze çarpmakta hem de orada ölenlerin sadece et parçası olmadıklarını vurgulamakta.Birçok savaş filmine nazaran dengesini koruyabilmesi ve taraf olmaması da bu filme olan sempatinin artmasındaki en büyük etken.
Çavuş Elias ve Çavuş Barnes’ın mantaliteleri ve bu karakterlerin sonları da filmin özeti niteliğinde.Özellikle müzikleri ve manşetteki resmin geçtiği sahneyle hafızalara kazınan film yapısı itibariyle izleyiciye bir savaş filminden fazlasını veriyor.Ki yüzlerce Vietnem ile ilgili filmlerin çekilmesine rağmen IMDB Top 250′de Platoon varsa bunun altındaki nedeni sadece objektifliğinde aramamak gerekir.
Filmi izlediysen buraya tıklayabilirsin.Sonra sol kulağımız çınlamasın. ▼
Resmi Web Sitesi
IMDB Sayfası
Fragman
- Benzer Yazılar
- Vals Im Bashir/Beşir’le Vals (2008) İnsan hatırlamak istese de bir gece önceki gördüğü rüya aklından...
- Joyeux Noël/Ateşkes (2005) I.Dünya Savaşı’na “Centilmenler Savaşı” da denmesinin nedeni savaş esnasında gelişen...
- Full Metal Jacket (1987) Bazen isminiz, kim olduğunuz, ne olduğunuz, nereden geldiğiniz hiç önemli...
- 4 luni, 3 saptamâni si 2 zile/4 Ay 3 Hafta 2 Gün (2007) Sinema;baskıcı rejimler etkinliklerini yitirdiklerinde onları topa tutan binlerce alandan biridir.4...
02 Haz 2009 Yusuf





İlk paragraf ne kadar da benden, ne kadar da izlemeye teşvik eder türden olmuş yahu. :)
Yanlış hatırlamıyorsam bu filmin yönetmeni Oliver Stone da askere gönüllü katılmış ve Vietnam’a denk gelmiş. Chris hemen hemen onu temsil ediyor yani.
Stone’un Vietnem Üçlemesi’nin ilk filmi ayrıca bu film. İkincisi Doğumgünü 4 Temmuz (Born on the Fourth of July), üçüncüsü Cennet ve Yeryüzü (Heaven &Earth). Üç filmde de alttan alta Amerika’ya karşı eleştirel bir tavır vardır.
Eğer Chris’in Stone olduğunu varsayarsak, adam askere vatansever bir ruh haliyle gittiyse, şimdiki muhalif yönünü orada gördüklerinden sonra kazanmış olmalı.Johnny Deep’in de ufak bir rolü vardı galiba bu filmde.
Bir de finalde çalan müzik Adagio for Strings’dir. Bizim Kurgu Teknikleri vize sınav sorularımızdan bir tanesiydi. Sınavdan 90 almıştım; sınıftaki en yüksek not :) Hakan’ın yardımı olmasaydı şarkının kime ait olduğunu öğrenemeyecektim.
Eskilere götürdün beni dostum. Ben de 1980 dönemi filmler üzerine gidiyorum bu ara…
Zamanında Blog’uma karaladığım, filmden çok çok sevdiğim bir monolog;
- “Bir zamanlar birileri şöyle yazmış; “cehennem, mantığım imkansızlığıdır.” işte burası da öyle. Tam bir cehennem. Şimdiden nefret ediyorum ve daha bir hafta oldu. Lanet bir hafta Büyükanne. Yaptığım en zor iş ön kolcu olmak. Bunu bu hafta üç kere yaptım. Ne yaptığımı bilmiyorum. Düşman bir metre önümde olabilirdi ve ben bunu bilemezdim. Çok yorgunum. Sabahın beşinde kalkıp gün boyu çalışıyoruz, ikindi de kamp kuruyoruz, avcı çukuru kazıyoruz, yemek yiyip gece pususu veya ormanda dinleme noktası kuruyoruz. Kimse ne neasıl yapılır söylemiyor, çünkü ben yeniyim. Yeniler kimsenin umrunda değil. Adını bile öğrenmek istemiyorlar. Yeninin hayatı önemli değil, çünkü o henüz yükünü taşımamış. Dediklerine göre öleceksen, ilk birkaç hafta içinde ölmek daha iyi. Sebebi de, çok fazla acı çekmemiş oluyorsun. Şansın varsa, çevreye yatıp üç saatte bir nöbet değiştiriyorsun. Belki gecede üç-dört saat uyuyorsun. Ama gerçek anlamda uyumuyorsun. Buna bir yıl boyunca dayanamam büyükanne. Buraya gelmekle çok büyük bir hata yaptığımı düşünüyorum.”