New York, I Love You (2009)

Aralarında Fatih Akın’ın da bulunduğu 11 farklı yönetmen Paris Je’taime’den sonra meslektaşları gibi kısa aşk hikayeleri anlatmaya devam ediyor.
İlk filmimizde Hayden Christensen,Rachel Bilson ve Andy Garcia var.Hırsızlıkla hayatını kazanan genç son vukuatından sonra bir kız görür.Gittiği bara kadar takip ettikten sonra yine el çabukluğunu kullanır ve muhabbeti kurar.Ancak kaderin cilvesine kurban gidecektir.
İkinci filmde Irrfan Khan ve Natalie Portman oynuyor.Biri mücevher satıcısı bir Hintli,diğeri ise bu işin komisyonculuğunu yapan bir Yahudi.Evlenmek üzere olan komisyoncu sürekli alışveriş ve pazarlık ettiği satıcıyla karşılıklı arkadaşlığın ötesinde olan duygular besleseler de kurallar hayatın nereye gideceğine hep karışır.
Üçüncü filmde bir bestekarın,yapımcısının sekreteri ile uzun süre telefon ile yaptıkları görüşmeler sonucu yaşadıkları flörtü konu ediyor.Orlando Bloom ve Christine Ricci oynuyor.

Dördüncü filmde bir yazar restorandan çıkan hoş bayanın sigarasını yakar ve düşük çenesiyle ona kur yapmaya başlar.Ancak bayan da olsa insan samimiyeti ilerleteceği insanı az da olsa tanımalıdır.Ethan Hawke ve Maggie Q oynuyor.
Beşinci filmde sevgilisi tarafından şutlanmış genç okulun balosunda kafası kırık eczacının yamamasıyla onun sakat kızına kavalyelik yapar.Ancak sakat kız ona her manada hayatınında unutamayacağı bir akşam geçirecektir.Anton Yelchin,Olivia Thirlby ve James Caan oynuyor.
Altıncı filmde tek gecelik ilişkilerinden sonra kafalarında bir sürü soru işaretiyle ayrılan iki insanın buluşmaya gidiş anlarını iç sesleri eşliğinde izleyeceğiz.Bradley Cooper ve Drea de Matteo oynuyor.
Yedinci filmde eski ünlü bir opera sanatçısı uzun zamandır yapmadığı New York gezisinde her zaman kaldığı otele gider.İnsan bazen unutsa da anılar herşeyi tekrar hatırlatır.Shia LaBeouf,John Hurt ve Julie Christie oynuyor.
Sekizinci filmde babasıyla beraber eğlenen bir kız çocuğu var.Annesine hala aşık olan baba boşansalar da sevgisinde bir gram azalma yok.
Dokuzuncu film Fatih Akın’ın.Babasının dükkanında çalışan bir çekiğe aşık olan ressamı da Uğur Yücel oynuyor.Alkolik ressamın tek derdi aşık olduğu kadının portresini çizmek.Çekik ablamızı Qi Shu oynuyor.
Onuncu film yine bir restoran önü hikayesi.Bir kadın bulduğu erkeği benliğinin getirdiği çekiciliği de kullanarak etkisi altına alır.Sürpriz dolu ve manidar sonu olan bu filmde Robin Wright Penn ve Chris Cooper oynuyor.
Onbirinci film hayatının bahar kısmı bile solmuş iki yaşlı çiftin geçen zamana rağmen birbirine duydukları şeyin adına tam olarak sevgi diyemediğimiz ama onların yaşında onların yerinde olmak isteyeceğimiz türden bir yaşam sürdüğünü göreceğiz.

Paris Je’taime kadar iyi olmadığı söylenen film genel anlamda romantik filmlerde bile fazlasını bulabileceğimiz vasat aşk portreleri çizse de birkaç bölümle akılda iyi bir intiba bırakmayı da başarıyor.Shia LaBeouf,Anton Yelchin ve Natalie Portman’ın oynadıkları gerçekten diğerlerinden net bir şekilde ayrılıyor.Özellikle Portman’ın oynadığı film kısa sürede o kadar çok şey anlatıyor ve süresine aldırmadan,tembelliğe kaçmadan ne kadar emek verildiğinin belirtilerini de kolaylıkla dışa vuruyor.Bir de belirtmeliyim ki Fatih Akın’ın filmi çok yavan kalmış.Bunda Uğur Yücel’in kötü performans göstermesi de gösterilebilir.Evlere şenlik bir düşme sahnesi var.O sahnenin tekrar çekilmemesine anlam veremedim.
Bunun dışında geçiş sahneleri olarak kullanılmış küçük sahneler de var.Bunlar bazen diğer karakterlerle bir şekilde kesişiyorlar.Konu mankeni diyebileceğimiz kadar az süre alsalar da filmin genelini toplayan türden faydalarını da göreceksiniz.Sıra geldi İstanbul,Seni Seviyorum’a…
Winterstilte/Kış Sessizliği (2008)
To Each Her Own/Herkesin Yolu Kendine (2009)




