Martys/İşkence Odası (2008)

Hostel ruhu geri döndü. Kan, irin ve gözyaşı sevenleri tatmin edecek yeni bir film daha bu hafta ülkemizde vizyona giriyor: Martyrs (İşkence Odası). 
Film 1970′li yılların başında yaşanmış bir hadiseyle senaryoya giriş yapıyor.Yarı çıplak vücüdunun her tarafı yaralarla dolu küçük bir kız (Lucie) ambar gibi bir mekandan ağlayarak ve çığlıklar atarak kaçıyor.Daha sonra kendisini bir hastanenin çocuk bakım servisinde buluyor. Uzun süre şiddete maruz kaldığı için insanların içine karışamıyor, yalnızca Anna isimli bir kız onunla arkadaşlık kurmayı başarabiliyor. Film bu arkadaşlığa bir müddet değindikten sonra giriş sahnesinin sonunu,gerilimin başlangıcı belirliyor ve tempoyu arttırıyor.Tempo artar artmaz ekran kararıyor ve bir yazı beliriyor:15 yıl sonra…

15 yıl sonra takdir edersiniz ki Lucie intikam için dönüyor.Yanında ise onunla en iyi iletişim kurabilen arkadaşı Anna var. Lucie intikamını alırken kan gövdeyi götürüyor, Anna’ya ise halen travmalar yaşayan Lucie’yi yatıştırmak ve onun ardından gereken temizliği yapmak düşüyor.Film bu intikamı ve ardından yaşananları konu alırken Lucie’nin yaşadığı işkencelerin ardındaki gizem perdesi de yavaş yavaş aralanıyor.
Filmi izlediysen buraya tıklayabilirsin.Sonra sol kulağımız çınlamasın. ▼
Hollywood dışı yapımların arasında dikkati üzerlerine çekmeyi başarabilen filmleri genelde samimi bulmuşumdur.Gerek kamera açıları, gerek gerilim sahneleri, gerek ses yönetimi itibariyle de Martyrs bu samimiyeti hissettiren bir film.Tamamen özgün olmayı başardığını söyleyemem, lakin standartın üstüne çıkabilmeyi başarıyor.Hostel’den sonra bıçaklı usturalı kesme biçme işlemlerinin uygulandığı kan dolu sahnelere hasret kalanların kaçırmaması gereken bir film.
Önemli Not: Filmde yazıda da belirttiğim gibi fazlasıyla kan var.Tabir-i caizse “midesine güvenen” kesimin dışındaysanız izlememeniz daha iyi olacaktır.
- Benzer Yazılar
- Låt Den Rätte Komma In/Gir Kanıma (2008) Devlerin Aşkı’ndan sonraki ilk büyük buluşma…Seni her an ısırıp kanını...
- Quarantine/Karantina (2008) Macera arayan bir muhabir ve kameramanın başından geçenler…Muhabirimiz Angela ve...
- Transsiberian/Sibirya Ekspresi (2008) Eğer bir filmde Olağan Şüpheliler tadında bir giriş varsa öylesine...
- Traitor (2008) İslami terör filmlerinin popülaritesi düştükçe yapımcılar farklı yollara başvuruyor.Aynı teranelerin...
- I Am Legend/Ben Efsaneyim (2007) Kanserle mücadele için bir formül bir aşı geliştirilir ve başarılı...
30 Nis 2009 mastermind
62. Cannes Film Festivali’ne Bakış





Hayırlı olsun Kubilay.Gayet güzel bir yazı olmuş.Korku filmleri üzerine genel bir antipatim var nedense.Ama Akın gibi sen de iştah açıcı yazıyorsun gibi gözüküyor.Belki bu fikrimden caydırırsınız beni. (:
kesinlikle bir önceki yoruma katılıyorum en kısa zamanda yazılarınızın devamını diliyorum
İlk yazın hayırlı olsun hocam :)
Kubilay ilk yazın hayırlı olsun çook beğendim gerçektende çook akıcı uslübun var. Okuyanı sürüklüyor. Yazılarının hep devamını dilerim. filme gelince konusu şiddete dayalı olan filmleri ben senaryo olarak fakir buluyorum. Kan ve intikam üzerinden reyting yapıyolar. Buda pek hoşuma gitmiyo açıkcası.