Kong Kafatası Adası | 2017

Dünya’da keşfedilmemiş yer bırakmak istemeyen insanoğlu üstüne vazifesi olmayan işlere, girilmemesi gereken yerlere girer ve olaylar gelişir.

Alışılagelmiş King Kong hikayesine daha geniş bir perspektifle yön vermek isteyen yapımcılar tabii ki ana damara ulaşmak için hikayeye Kong’un evinden başlıyor.

Bir grup araştırmacı Pasifik’te yıllardır keşfedilmemiş, çevresine ulaşımın çok tehlikeli olduğu Kafatası Adası’nı keşfetmeye kararlıdır. Hem Ay’a bile gitmiş olan insanoğlunun yaşadığı gezegeni tam olarak bilememesi ne kadar nahoş bir durumdur değil mi ?

Tüm bu düşünce balonlarının ışığında ekip Vietnam Savaşı’nın bittiğinin açıklandığı gün yola koyulur ve askerliği hem fiilen hem de resmen bitmiş bir grup askerle adaya doğru yola çıkarlar. Adanın keşfi için biraz gürültü patırtı gerekir ve savaşın havasını henüz atamamış askerler için eğlenceli bir durum ortaya çıkar.

Sözde kontrollü patlatmalar eşliğinde araştırmalar ancak mekanın sahibi gelir…

Hollywood’un bit pazarına nur yağdırma çalışmaları tüm hızıyla sürüyor. Bir zamanların tüm fenomen yapımlarını pazarlamanın ince hileleriyle donatıp önümüze seriyorlar. Hoş, bunu bazen çok bariz yapıp bir de yetmezmiş gibi çok kötü filmler yapıyorlar. Ancak bu sefer pek öyle değil.

Kong Skull Island sevilen bir karakterin daha detaylı bir şekilde işlenmesine olanak verecek şekilde hazırlanmış. Hikayenin ana damarına işlenen ayrı bir hikayeyle, gizemli yaratıklarla ve seçkin oyuncu kadrosuyla gişeye gelin paranızı alacağım zihniyetinden uzak (tamam yine onun için yapıyorlar ancak alenen belli etmek başka bir şey) güzel bir emeğin ürünü olarak değerlendirilebilir. Sıradan bir aksiyon – macera filminin dışına çıkan hatta zaman zaman gerilim filmine dönüşen birçok sahnesi de mevcut.

Akıcılığı iyi, oyunculuklar iyi ve hikaye genel anlamda bilinmesine rağmen tahmin edilebilirliği manipüle etmeleri oldukça iyi. Vakit ayırmaya değer bir yapım olarak görüyorum açıkçası.

Bunu Okudun Mu ?  Taegukgi Hwinalrimyeo/Kardeşlik (2004)

3D Olayı Hk.

Ancak ben sinemada mecburen 3 boyutlu olarak izledim, siz izlemeyin. Yapımcılar ve dağıtımcı firmalar artık 3D olayına bir ayar vermeleri gerekiyor. Filmin ilk 3 dakikasında ve son 3 dakikasında birkaç 3D sahne için iki saat niye gözlük takıyoruz abi ? Avatar gibi Pi’nin Yaşamı gibi adamakıllı 3D film yapmayacaksanız böyle izlemeye de gerek yok. Bulunduğum lokasyonda alternatifimiz olmadığı için mecburen 3D izledik ancak böyle buyurmayın. Yoksa zaten sinemaya giden bir avuç sinemasevere de kulak vermezseniz neler olacağını tahmin ediyorsunuzdur.

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşır mısın ?

Yusuf Ünal

28 yaşında, sitenin kurucusu, sinema manyağı, kedi sever ama alerjisi var, blogger, öğretmen, unutkan, en kötü özelliği çok iyi niyetli olması. :)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir