Devil/Şeytan (2010)

.

Filme göre Şeytan’ın dünyaya gelip kötülük yapabilmesi için gerçekleşmesi gereken şeyler vardır. İntihar da bunlardan birisidir. Şeytan bu sayede dünyaya geçiş yapıp insanların içlerine girebilir ve kötülük yapabilir. Büyük bir iş merkezinde gerçekleşen intihar olayından sonra Şeytan amacına ulaşır ve dünyaya geçiş yapar.Bir asansöre doluşan, sicilleri kabarık beş kişiyi de kendisine kurban olarak seçer. Amaçlarından birisi de onları birbirine düşürmektir.

.

Ve oyunlarına başlar. Asansör arızalanır, içindekiler mahsur kalır. İş merkezinin güvenlik görevlileri onlara ellerinden geldiğince yardımcı olmaya çalışırlar. Sabah meydana gelen intihar olayını araştırmak için orada bulunan dedektif de bir süre sonra grubumuza yardımcı olmaya başlar. Güvenlik görevlilerinden Ramirez monitörde gördüğü bir görüntü sonucu bu olanlarda Şeytan’ın parmağı olduğunu söyler. Dedektifimiz ise pek inançlı birisi olmadığı için olayların yanıtını başka şeylerde arar.
Germek korkutmaya oranla daha kolay bir şey sanki. Yaylıların yardımıyla geriyorsun geriyorsun, sonra bir yerden aniden bir şey çıkınca tırsıyorsun falan. Alıştık bu tür görüntülere. Devil’daki durum ise birazcık değişik. Önce göstermeden hissettiriyor ve geriyor, sonra göstererek az da olsa korkmamıza neden oluyor. Bana kalırsa iyi bir taktikti. Hatta göstermeden hisettirmek çoğu zaman daha iyidir. The Gift diye bir filmi vardı mesela Sam Raimi’nin, neyse.

.

Şeytan’lı filmler ellerindeki malzeme dolayısıyla belli bir korku potansiyeli barındırırlar. The Exorcist, The Exorcism of Emily Rose ilk aklıma gelenler nedense. Ayrıca The Exorcist şimdiye kadar korku filmleri hakkında yapılan birçok “En İyi” listesinde üst sıralarda yer alsa da The Exorcism of Emily Rose çok daha ürkütücü gelmiştir bana. İşin aslı korku filmlerini pek sevmem. Tür olarak çok başarılı örnekleri oldukça azdır, o başarılı örnekler de gerçekten çok iyidir. Fakat çekilen film sayısı ile başarılı olanlarını oran-orantıya vursak ciddi bir sonuca varamayız. Süre olarak da çoğunlukla 90 dakika civarındadırlar. Bunun nedeni de günde altı seans oynayabilmeleridir. Yani gişe için yapılmışlardır. Zaten süre kısa olunca da tempoyu yüksek tutacak olayları filmin içine bolca yerleştirmek daha da kolaylaşır. İşte Devil da türünün bu gereklerini başarıyla yerine getiren bir film: Süresi kısa, temposu yüksek, merak duygusunu ayakta tutan bir senaryosu var ve 80 dakika! Ne oldu, ne bitti diyemeden bitiyor film. Ahlakçı bir finale bağlanarak da yukarıda saydığımız şeylere bir yenisini ekleyerek sözde basamak atlamaya, tüm o tantananın içini doldurmaya çalışıyor.


Resmi Web Sitesi
IMDB Sayfası
Fragman

2 Cevap “Devil/Şeytan (2010)

  1. İşin içinde Shyamalan var diye izlemeyi düşünüyorum ama Shyamalan da son zamanlarda fena s.çmaya başladı.Eskide korku-gerilim-gizem filmleri tavsiye ederken ilk akla gelen isimdi.Ama sanki kredisini tüketiyor gibi.Yine de bir de ben izleyeyim şunu da biz de ahkam keselim :)
    Bu arada bu yazı sitenin 500. yazısı.Hayırlı uğurlu olsun.Falan filan… :)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir