.

Teknolojinin çok çok ilerlediği “Çok Uzak Olmayan Bir Gelecek” ‘teyiz. İnsanlar çocuk doğurmak yerine doğum merkezlerinden spermlere göre sipariş vermektedirler:”Alkolik, obez olmasın. Şiddete meyilli olmasın.Kumral, ela gözlü olsun.” Böyle bir dünyada “aşk çocuğu” olarak dünyaya gelir Vincent(Ethan Hawke).Annesi genetikçilerine güvenmek yerine Tanrı’ya güvenmiştir.

.

Daha doğar doğmaz yapılan testte Vincent’ın 30 yaşında, %99 ihtimalle kalp yetmezliğinden öleceği anlaşılır.Genetik bilimle “yaratılan” insanlara göre hayata 1-0 geriden başlamıştır Vincent.Belki de bu sebepten dünyaya karşı nefret, uzaya ise sevgi beslemektedir.Genetik bilim ile dünyaya gelen kardeşi Anton’un gölgesinde kalan Vincent’ın en büyük hayali uzay istasyonu Gattaca’ya girmek ve uzaya gitmektir.Ailesi ise bu konuda ona destek olmak yerine köstek olmaktadırlar: “Gattaca’ya ancak temizlikçi olarak girebilirsin.”Aile içinde geri planda kalan Vincent evden kaçarak Gattaca’ya temizlikçi olarak girer.Fakat alt sınıfların sosyal statü ya da ten rengi ile belirlenmediği, ayrımcılığın bilim olduğu bir dünyada tekleyen kalbi yüzünden defolu mal muamelesi gören Vincent’ın Gattaca’da mühendis olup uzaya gidebilmesi neredeyse imkansızdır. Vincent’ın bunun için şansa ve Jerome(Jude Law) gibi birisine ihtiyacı vardır.

.

Filmin konusu çekildiği zamana bakarsak bana hayli ilginç geldi.Oscar adayı olmuş görüntü ve set tasarımları da teknolojinin hayli ilerlediği zamana göre abartıya kaçmayan türden.Şimdiye kadar yaptığı bütün işlerde sistem eleştirisi yapan Andrew Niccol ilk filminde ırkçılığa farklı bir bakış atmış.Tekleyen kalbi yüzünden defolu mal muamelesi gören,en büyük hayalini gerçekleştirmek için attığı her adımda geri itilen ama yine de vazgeçmeyen,elinden gelen her şeyi yapan Vincent’ın dram/macerasını seyretmek ilham verici.Kendisini çok da ayıla bayıla izletmeyen Ethan Hawke burada daha samimi(Before Sunrise ile Before Sunset’in yeri apayrı tabii).Uma Thurman gönül kontenjanımdan direkt geçiyor. Tekerlekli sandalyede oynayan Jude Law,Andrew Niccol’ün senaryosu ve yönetiminden sonraki en iyi şeydi. Canlandırdığı karakterin durumu Vincent’ınkinden daha acıklıydı.Film; Andrew Niccol’ün yönetmen olarak en iyi, senarist olarak da The Truman Show’dan sonraki en iyi ikinci işi.

DVD ekstralarında filmin fragmanına, yapım belgeseline, silinmiş sahnelerine, fotoğraf galerisine, poster galerisine ve oyuncuların filmografilerine ulaşabiliyoruz.Ekstralarda Türkçe altyazı yok. Filmin dvd veya vcd versiyonu İstanbul’da bulunmamaktadır. Ben Mersin’den sipariş vermek zorunda kaldım.O kadar seviyorum bu filmi.


Resmi Web Sitesi
IMDB Sayfası