500 Days Of Summer/Aşkın 500 Günü (2009)

500 Days Of Summer,yakın dönemde izlediğim en iyi ve en farklı romantik komedi diyebilirim.Film,genç bir erkek ve kadının aşk hikayesini,erkeğin gözünden ya da daha doğru bir söylemle zihninden,zaman içinde ileri-geri sıçramalarla anlatıyor…

Aslında film,Tom Hansen’in,Summer Finn’in hayatından tamamen çıktığından emin olduğu noktadan başlıyor.Bu noktada bizler de bir anlamda onun zihninde,ilişkilerinin geçmişine dair bir yolculuğa çıkıyoruz.İlk tanışmaları,daha sonra geçirdikleri zaman zaman sıradışı ve eğlenceli günler ve son…
Senaryonun bir romantik-komedi açısından oldukça yenilikçi olduğu söylenebilir.Aşk ilişkisini zamansal sıçramalarla izlemek oldukça heyecan verici.Üstelik film boyu yönetmen Marc Webb bu sıçramaların Tom’un zihninde ilişkiden kalan anılar olduğunu da bize hissettirmeyi başarıyor.Bunu yaparken,aynı zamanda klasik romantik komedilerde de olduğu gibi,finalde çiftin akıbetinin ne olacağını sonuna kadar bize merak ettirmeyi de başarıyor.Final konusunda da filmin çok orjinal olmasa bile yine ‘klişe’ bir finale göz kırpmayıp kısmen farklı bir noktaya kaydığını belirtmek gerek.Ayrıca filmin çoğu romantik komedinin aksine,gerçekten hem romantik hem de komik olmayı başarabildiğinin de altını çizmek gerekiyor…

Diğer taraftan filmi ilgi çekici kılmayı başarabilen bir diğer faktör de film boyu karşımıza çıkan popüler kültür göndermeleri.Çiftin,erkeğin kulaklığından yükselen bir ‘The Smiths’ şarkısı aracılığıyla tanışabilmeleri,filmin farklı anlarında birbirleriyle ‘Kara Şimşek’ dizisinin müziğiyle ilgili tartışmaları ve karaoke partisinde Tom’un söylediği şarkının Pixies’in ‘Here Comes Your Man’i’ olması gibi özellikle 80′ler popüler kültürüne ait pekçok şeyi bünyesinde barındırıyor.Bu da filme bir ‘X kuşağı aşk hikayesi’ havası katıyor.Muhtemelen 80′lerde doğmuş,bugünün iş hayatının yeni bireylerine dair bir aşk hikayesi.Film,Tom’un arkadaşlarıyla olan ‘X kuşağı tarzı’ muhabbetleri ya da andığımız 80′ler popüler kültürü göndermeleriyle bunun altını çizmeyi başarıyor.Neticede 80′li yıllar dünyanın bugünkü haliyle ilgili birçok şeyin yerleşmesini sağlayan,ama bugünün dünyasına kıyasla daha ‘naif’ yıllardır.Yönetmen Webb de senaryoda bu yılların popüler kültür imgeleriyle bize göz kırpıyor bir anlamda ve bize bugünün hem aşk hem de diğer pekçok konuda ‘kafası karışık’ bireylerini anlamlandırabilmemiz için mesaj yolluyor.
Sonuç olarak,belki yeterince derinlikli bir hale gelmiyor film,hatta zaman zaman fazla naif kalıyor(tabi bu naiflik,yukarıda söylediklerimizle ilişkili bilinçli bir tercih de olabilir).Ancak ne olursa olsun,baştan sona hiçbir an seyircisinin ilgisini kaybetmemeyi başaran,klasik romantik komedi formüllerini,günümüze uygun biçimde revize eden,zaman zaman da nostalji yapmayı başarabilen iyi bir film 500 Days of Summer…
Filmin Notu: 3 / 4
Resmi Web Sitesi
IMDB Sayfası
Fragman
Gelen Aramalaraşkın 500 günü|500 days of summer aşkın 500 günü|aşkım 500 günü|Aşkın (500) Günü|aşkın 500 günü inceleme|aşkın 500 günü summer|
- Benzer Yazılar
- 2 Days in Paris/Paris’te 2 Gün (2007) Yine Julie Delpy ve yine bir Paris macerası.Before Sunset’in biraz...
- Smart People/Aşkın Yaşı Yok (2008) Bir an bile yaşadığın saçma hayattan vazgeçmeyi düşünmeyen insan!Tanrı oyuna...
- Mart 2009 Fragmanları Bu ay ve önümüzdeki ay yine sinemalar açısından bereketli aylar...
- Le Temps Du Loup/Kurdun Günü (2003) Kıtlığın yarattığı ortam sessiz ve buhranlı.Herkes kendi bencil ve can...
- Yes Man/Bay Evet (2008) Kendi hayatının içine eden ve onu tanıyan herkesin tanıdıklara güne...
20 Kas 2009 Ferit
Yahşi Batı’nın Fragmanı Yayınlandı





Öncelikle soundtrackleri favorilerim arasına girdi.Hepsi birbirinden güzel.Bu filmi izlemekte tek amacım Joseph Gordon Lewitt performansı görmekti 2 aydır izlemeyi planlıyordum ama Zooey onun performansıını bastırmış gibi gözüküyor.
Ama şimdi kabul edelim kız ne kadar ciddi ilişki istemediğini söylese de .rospuluk yapmadı mı ?
:)Ben inandırıcı buldum açıkçası kız karakteri,öbür türlü düşünmedim:)
Oyunculuk açısından ise bence Joseph Gordon Levitt’in enerjik ve eğlenceli performansı daha iyiydi.Tabii bu senaryodan kaynaklanıyor da olabilir.Zoey Deschanel’i severim ama burda biraz donuk kalmış sanki…
Bence kızın aradığı şey “fuck buddy” tarzı bir şeydi. :)